İKİ YOLUN KAVŞAĞI
İKİ YOLUN KAVŞAĞI
Bir İbret ve Hikmet Hikâyesi
Bismillâhirrahmânirrahîm
Rivâyet olunur ki, kadîm zamanlarda Şam'ın bereketli topraklarında Yusuf adında genç bir tüccar yaşardı. Yusuf, beş vakit namazını kılar, orucunu tutar, Allah'ın hududunu gözeten bir mü'min idi. Ticaret için Kudüs'e gittiğinde, orada Meryem adında Hristiyan bir kadınla tanıştı. Meryem de kendi dinine bağlı, nezâketli ve güzel ahlâklı bir hatundu.
İkisi arasında muhabbet başladı. Yusuf, Meryem'in güler yüzüne ve temiz kalbine hayran kaldı. Meryem de Yusuf'un doğruluğunu ve cömertliğini takdir etti.
Lâkin Yusuf'un kalbinde bir tereddüt vardı. Bir gece rüyasında Nasreddin Hoca'yı gördü. Hoca, iki ayrı yöne giden iki eşeğin ortasında duruyordu.
Yusuf sordu: "Hoca Efendi, neden iki eşek arasındasın?"
Hoca dedi: "Biri doğuya, biri batıya gitmek istiyor. Ben ikisine de binmek istedim, şimdi ortada kaldım. İki gönüle birden sahip olmak isteyen, sonunda ikisini de kaybeder."
Yusuf uyandı ve düşünceye daldı.
BABASININ NASİHATİ
Ertesi gün Yusuf, babasına danıştı. Babası, ömrünü ilim meclislerinde geçirmiş, Sadî-i Şîrâzî'nin Gülistân'ını ve Bûstân'ını ezbere bilen bir zât idi.
Babası dedi:
"Oğlum, Sadî Hazretleri demiştir: 'Evlilik, bir gemi gibidir. İki kürekçi aynı yöne çekerse gemi ilerler; ayrı yönlere çekerlerse gemi yerinde döner, sonunda batar.'
Allah Teâlâ, Kitâb-ı Kerîm'inde buyurmuştur:
'Müşrik kadınlarla, iman etmedikçe evlenmeyin. Mü'min bir cariye, hoşunuza giden müşrik bir kadından daha hayırlıdır.' (Bakara, 221)
Lâkin Ehl-i Kitab'dan sâliha bir kadınla nikâh câizdir:
'Sizden önce kitap verilenlerden namuslu, iffetli kadınlar da size helâldir.' (Mâide, 5)
Ancak oğlum, helâl olan her şey, her zaman hikmetli olmayabilir. Şimdi bana söyle: Bu hatunla evlenirsen, çocuklarınız hangi dine göre yetişecek? Sen onları 'Lâ ilâhe illallah' demeye çağırırken, anneleri onlara ne öğretecek? Evde ezan okunurken mi, yoksa çan çalınırken mi huzur bulacaklar?"
Yusuf derin bir sessizliğe gömüldü.
DEDE KORKUT'UN SESİ
O gece Yusuf yine rüya gördü. Bu sefer karşısında ak sakallı, heybetli bir ihtiyar vardı: Dede Korkut.
Dede Korkut kopuzunu çaldı ve dedi:
"Ey Yusuf oğlu Yusuf! Dinle beni.
Oğuz beylerinin evliliği, yalnız gönül işi değildi. Aile kurmak, soy sürmek, nesil yetiştirmekti. Bir bey, obasının geleceğini düşünmeden evlenmezdi.
Şimdi düşün: Evin iki başlı olursa, ocağın dumanı hangi yöne çıkar? Çocuk, anasının mı babasının mı sözünü dinlesin? Bayram günü sen camiye, o kiliseye giderse, yavrun hangisinin ardından koşsun?
Dede Korkut der ki: 'Bir yastığa iki baş konur, ama bir yürekte iki din barınmaz.' Evin direği bir olmalı, temeli sağlam olmalı. Yoksa ilk fırtınada yıkılır gider."
MESCİDDE SABAH
Yusuf sabah namazına kalktı. Namazdan sonra mescitte yaşlı bir âlim gördü. O âlim, Taberî Hazretleri'nin tarihini okuyan biriydi.
Yusuf derdini anlattı. Âlim dedi:
"Evlâdım, tarih boyunca nice evlilikler kuruldu, nice yuvalar yıkıldı. Taberî'nin yazdıklarına bak: Hükümdarların siyasi evlilikleri bile farklı inançlar yüzünden huzursuzluk getirdi. Ya sıradan insanlar?
Resûlullah (s.a.v.) buyurmuştur:
'Kadın dört şey için nikâhlanır: Malı, soyu, güzelliği ve dini için. Sen dindar olanı seç ki, ellerin bereket bulsun.' (Buhârî, Müslim)
Bu hadis-i şerif, yalnız erkeklere değil, kadınlara da bir düsturdur. Denklik sadece maddede değil, maneviyatta aranır.
Şimdi sana sorayım: Yatsı vaktinde sen seccadeye yönelirken, eşin başka bir kitaba el uzatırsa, o anda kalpler nasıl birleşir? Çocuğun sana 'Baba, neden annem bizimle namaz kılmıyor?' diye sorarsa, ne cevap verirsin?"
KARAR
Yusuf, günlerce tefekkür etti. Sonunda Meryem'le buluştu ve açık yürekle konuştu:
"Ey Meryem, sana olan muhabbetim samimidir. Lâkin ben, evimi vahyin nuru üzerine kurmak istiyorum. Çocuklarımın kulağına ilk söylenecek sözün ezan olmasını, ilk öğrenecekleri kelimenin 'Allah' olmasını arzuluyorum.
Sen de kendi inancına bağlısın, bunu takdir ediyorum. Ama iki nehir aynı yatakta akmaz. İkimiz de dürüst olalım: Bu birliktelik, zamanla ikimizi de kırar.
Sadî'nin dediği gibi: 'Gül ile diken bir dalda olur, ama gül solunca diken kalır.' Ben seni incitmek istemem, sen de beni. En iyisi, herkes kendi yolunda huzur arasın."
Meryem, gözlerinde hüzünle ama kalbinde saygıyla kabul etti:
"Yusuf, senin dürüstlüğün beni yaralamıyor, aksine sana olan saygımı artırıyor. Belki de haklısın. Ben de kendi çocuklarıma kendi inancımı öğretmek isterdim. İki ayrı yolda yürümek, ikimizi de yorardı."
HİKMET VE İBRET
Ve Yusuf, yıllar sonra kendi memleketinden, kendi dinine bağlı sâliha bir hatunla evlendi. Evinde huzur, sofrasında bereket, çocuklarının dilinde "Bismillah" vardı.
Hekimoğlu İsmail'in dediği gibi: "Yuva, dört duvarla değil, dört sağlam direkle kurulur: İman, muhabbet, sabır ve müşterek bir istikamet."
Ömer Seyfettin ise yazardı: "İnsan, kalbinin sesini dinlemeli; ama aklını da susturmamalı. Kalp sever, akıl düşünür. İkisi bir olursa karar sağlam olur."
KISSADAN HİSSE
Ahmet Bîcan ve Mehmet Bîcan kardeşler, Envârü'l-Âşıkîn'de yazmışlardı:
"Evlilik, dünya hayatının yarısıdır. Bu yarıyı kime teslim ettiğine dikkat et. Çünkü eşin, senin hem şâhidin hem yoldaşındır. Kıyâmet günü 'Neden beni doğru yola çağırmadın?' diye sitem edecek bir eşle mi, yoksa 'Birlikte secdeye vardık' diyecek bir eşle mi haşrolmak istersin?"
Ve Kur'ân-ı Kerîm'de buyurulur:
"Onlar sizin için bir elbise, siz de onlar için bir elbisesiniz." (Bakara, 187)
Elbise, örter, korur, güzelleştirir. Ama iki farklı kumaş, bir elbise olmaz. Dikiş tutmaz, söküğü çok olur.
Netice-i kelâm:
Muhabbet güzeldir, lâkin muhabbetin temeli sağlam olmalıdır. Dağın zirvesine çıkmak isteyen, yolunu iyi seçmeli. Evlilik, iki yolcunun aynı hedefe yürümesidir. Hedefler farklıysa, yolculuk acıyla biter.
Ve en doğrusunu Allah bilir.
"Rabbimiz! Bize eşlerimizden ve nesillerimizden göz aydınlığı olacak (insanlar) ihsan et ve bizi takvâ sahiplerine önder kıl."(Furkân Sûresi, 74)
Hikâye tamam oldu. Okuyana ibret, dinleyene nasîb olsun.
Vesselâm.

