top of page

Sorgulayanlar

Herkese Açık·323 Sorgulayan

DİL ÖĞRENEN ADAMIN SABRI

“Dil Öğrenen Adam ile Sessiz Harflerin Sırrı”

Vaktiyle Bursa’nın yeşil dağlarında yaşayan bir adam varmış. Adı Kadir’miş. Gönlünde bir ateş yanarmış: “Fransızca öğreneceğim” der, geceleri defterine kelimeler karalarmış. İlk günler ne güzel! Bonjour derken dudakları gülermiş, merci deyince kalbi ferahlarmış. “Bu dil ne kadar zarif” diye düşünür, heyecanla devam edermiş.

Ama günler geçtikçe işler karışmaya başlamış. Kelimeler yazıldığı gibi okunmaz olmuş. Beau güzel demekmiş ama “bo” diye okunurmuş. Femme kadın demekmiş ama “fam” diye telaffuz edilirmiş. Harfler susarmış, bazıları hiç konuşmazmış. Gramer kuralları ise sanki labirent gibi: Erkek-dişi cinsiyet, fiil çekimleri, istisnalar… Kadir bir gün masaya yumruğunu vurmuş:

“Bu dilde her şey gizli! Neden bu kadar zor?”

O gece rüyasında bir bahçeye düşmüş. Bahçenin ortasında yaşlı bir ağaç varmış, dalları göğe uzanır, kökleri yerin derinlerine inermiş. Ağacın altında Dede Korkut otururmuş, elinde saz, yanında Nasreddin Hoca, Sadi Şirazi, Taberî, Hekimoğlu İsmail, Ömer Seyfettin, Ahmet Bican ve Mehmet Bican… Hepsi tebessüm ederlermiş.

Dede Korkut sazı tıngırdatmış:

“Oğul, dil öğrenmek yiğitliktir. Bamsı Beyrek gibi esir düşsen de, Banı Çiçek’e kavuşmak için sabırla yol alırsın. Her zorluk, bir ejderhadır; ejderhayı yenmek için önce sabır kılıcını kuşanmak gerek.”

Nasreddin Hoca gülmüş:

“Kadir oğlum, ben bir gün eşeğe ters binmişim. Millet sormuş: ‘Niye ters bindin?’ Demişim ki: ‘Yönü ters değil, ben tersim!’ Sen de dilin tersine bakma. Sessiz harfler susar ki sen dinlemeyi öğrenesin. Konuşmadan önce susmayı bil; susmak da ilimdir.”

Sadi Şirazi, Bostan’dan bir beyit okumuş:

“Dil ki susar, hikmet söyler; Dil ki acele eder, pişmanlık toplar.”

Sonra Taberî eklemiş:

“Vahiy ilmi de böyledir. İlk vahiy ‘Oku!’ emriyle geldi (Alak, 96/1). Okumak kolay mı sanırsın? Cebrail (a.s.) Peygamberimizi (s.a.v.) sıkıştırdı ki ilmin ağırlığını hissetsin. Sen de Fransızca’nın ağırlığını hissediyorsun; bu, ilmin sana değer verdiğinin alametidir.”

Hekimoğlu İsmail gülümsemiş:

“Müslüman Türk’ün yolu sabır yoludur. Dil öğrenmek de cihaddır; nefisle cihad. Her yanlış telaffuz, bir nefis terbiyesidir.”

Ömer Seyfettin araya girmiş:

“Senin gibi Bursa’lı bir delikanlı, Fransızca’yı öğrenirse, tıpkı Efruz Bey gibi zekâsını konuşturur. Ama önce pes etmeyi bırak!”

Ahmet Bican ve Mehmet Bican kardeşler de dua etmiş:

“Ya Rabbi, bu kuluna ilim kapılarını aç. Sabır ver, feraset ver.”

Kadir uyanmış, gözleri yaşlı. Defterini açmış, yeni bir kelime yazmış: “Patience” — sabır. Yanına Türkçe’sini eklemiş: “Sabır”.

O günden sonra her zorlandığında hatırlarmış:

  • Sessiz harfler susar ki sen kulak kesilesin (ilimde tefekkür farzdır).

  • Gramer labirenti, yolunu bulmak için sabır ister (hadis: “Sabır imanın yarısıdır” — Tirmizî).

  • Her yanlış telaffuz, bir tövbe fırsatıdır (vahiy: “Allah sabredenlerle beraberdir” — Bakara, 153).

Ve Kadir, yavaş yavaş, adım adım, Fransızca’yı öğrenmeye devam etmiş. Çünkü biliyormuş ki:

İlim, Çin’de olsa da, gönülde olsa da, sabırla alınır. Zorluk, ilmin kapısındaki bekçidir. O bekçiyi aşan, hikmet bahçesine girer.

İbret olsun: Yeni bir dil öğrenmek, yeni bir âlem açmaktır. O âlemde ilk adım heyecandır, ikinci adım zorluktur, üçüncü adım sabırdır, son adım ise zaferdir.

Sen de devam et Kadir. Fransızca’nın sessiz harfleri susacak, senin sesin yükselecek.

Allah ilmini artırsın, sabrını çoğaltsın. Âmin. 🌱📖

Kur’an-ı Kerim’de Rabbimiz buyurur: “Ve en yessera lenâ emrenâ” (Tâhâ, 20/26) — “İşimizi kolaylaştır” duası, ilmin başlangıcındaki zorluğun farkındadır. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) ise hadis-i şeriflerinde ilmi “Çin’de olsa bile talep edin” buyurarak (İbn Mâce, Mukaddime, 17), uzak ve zor olsa da vazgeçilmez kılar. İlim öğrenmek farzdır (erkek-kadın her Müslümana), çünkü ilim kalbi nurlandırır, insanı yükseltir.

Fransızca’nın sessiz harfleri, cinsiyet kuralları, okunuşu yazıya uymayan kelimeleri… bunlar da bir nevi sabır imtihanıdır. Tıpkı Nasreddin Hoca’nın, Dedekorkut’taki yiğitlerin, Sadi Şirazi’nin hikmetlerinde anlattığı gibi: Zorluk, insanı olgunlaştırır; vazgeçmek değil, devam etmek kazandırır.

Şimdi sana, bu yazıdan ilhamla, Kur’an, sünnet, siyer, vahiy ilmi, tarihî hikmet geleneği ışığında yeni bir hikâye yazdım.

3 görüntülenme
  • Twitter
  • YouTube
  • Facebook - White Circle
  • Instagram - White Circle

Hubeyb öndeş 

bottom of page