KİBİR GÜÇ VE ADALET ARAYIŞI
Trump’ın “Tanrı Timi”: Kibir, Güç ve Adalet Arayışı – İslamî Bir Tahlil
William Spivey’nin yazısı, Donald Trump yönetiminin “Tanrı Timi” (God Squad) adını verdiği özel bir komiteyi kurarak, Tehlike Altındaki Türler Yasası’nı geçersiz kılma ve Meksika Körfezi’ndeki petrol-doğalgaz faaliyetlerini muaf tutma kararını eleştiriyor. Bu karar, enerji üretimi ile vahşi yaşamı koruma arasında zorlama bir tercih yaratıyor ve Trump’ın sıkça kullandığı dini söylemle çelişen bir tutum sergiliyor.
Kadir Yavuz’un bu konudaki duruşu ise çok daha net ve köklüdür:
Donald Trump “Tanrı Timi” diye bir şey kurmuş. Sanırım Trump kendini Tanrı olarak görüyor ya da Tanrı’nın görev verdiği özel yetkili bir kutsal olarak görüyor. Sanırım bir ruh hastası, şizofren ya da psikopatla karşı karşıyayız. Acilen tedavi edilmezse dünyanın başı dertte. En başta Trump’tan dünyayı kurtarma görevi ABD halkına düşüyor. ABD Senatosu ve Kongresi’nde azil kararı çıkarılırsa dünya kurtulur.
Kur’ân ve Vahiy Işığında: Kibir ve Tanrı’ya Ortak Koşma Kur’ân-ı Kerîm, Kasas Sûresi 38’de Firavun’un “Ben sizin en yüce rabbinizim” dediğini haber verir. Trump’ın “Tanrı Timi” adını verdiği komite, tam da bu kibirin modern yansımasıdır. Vahiy kültüründe insan, Allah’ın halifesidir; asla Tanrı’nın yerine geçemez. “Yeryüzünde bozgunculuk çıkarma” (Bakara 205) yasağı, doğayı ve canlıları keyfi olarak yok etmeyi de kapsar. Trump’ın enerji lobisine öncelik verip vahşi yaşamı hiçe sayması, hem çevreye hem insanlığa zulümdür. Gerçek adalet, enerji ile doğayı dengelemek değil, her ikisini de Allah’ın emaneti olarak korumaktır.
Hadîs, Siyer ve Kelâm Açısından: Liderlik ve Sorumluluk Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurur: “Her biriniz çobansınız ve sürünüzden sorumlusunuz.” (Buhârî). Lider, halkını ve yeryüzünü korumakla yükümlüdür; kendi kibrini “Tanrı Timi” gibi isimlerle kutsallaştıramaz. Siyer’de Resûlullah (s.a.v.), en güçlü olduğu dönemde bile adaleti ve emaneti gözetmiştir. İmam Âzam ve İmam Mâtürîdî’nin kelâmında, kibir insanı helak eder. Trump’ın ruh sağlığı tartışması bir yana, asıl mesele şudur: Kibirle yönetilen bir lider, hem kendi ülkesini hem dünyayı tehlikeye atar. ABD halkının görevi, böyle bir lidere karşı anayasal mekanizmaları (azil) devreye sokmaktır.
Psikoloji, Sosyoloji, Felsefe ve Epistemoloji Bakışı Psikoloji, aşırı kibri “narsistik kişilik bozukluğu” ve “megaloman” eğilimlerle ilişkilendirir. Trump’ın “Tanrı Timi” gibi isimler kullanması, bu eğilimin açık bir göstergesidir. Sosyoloji’de İbn Haldûn, güçlü medeniyetlerin adalet ve sorumluluk üzerine kurulduğunu, kibirin ise çöküş getirdiğini söyler. Felsefede Mevdûdî ve Seyyid Kutub, modern liderlerin “Tanrı’ya ortak koşma” (şirk) biçimlerini eleştirir. Epistemolojik olarak, enerji-doğa çatışması sahte bir ikilemdir; gerçek ilim, ikisini de korumayı emreder. Hasan el-Bennâ’nın risâleleri, liderin önce kendi nefsini terbiye etmesi gerektiğini vurgular.
Tarih, Edebiyat, Siyaset ve Strateji Boyutu Tarih, kibirli liderlerin (Firavun’dan günümüze) hem kendilerini hem halklarını felakete sürüklediğini gösterir. Sâdî-i Şîrâzî’nin “Gülistan”ı: “Kibirli padişahın devleti rüzgârın savurduğu tozdan farksızdır.” Evliyâ Çelebî ve Kâtip Çelebî, adaletli yönetimin bereketini anlatır. Siyaset ve strateji’de Said Havvâ ve İbn Haldûn, bir liderin “Tanrı Timi” gibi isimlerle kendini kutsallaştırmasının stratejik intihar olduğunu söyler. Trump’ın bu tutumu, ABD’yi ve dünyayı daha büyük krizlere sürüklemektedir.
Asırlar Boyu Okunacak Hikâye: “Tanrı Timi ve Ayakkabının Tabanı” Bir zamanlar “Güçlü Konuşanlar Şehri”nde bir lider yaşardı. Adı Trump idi. “Tanrı Timi” diye bir komite kurdu. Kendini Tanrı gibi görüyor, doğayı ve canlıları hiçe sayıyordu. Halk şaşkındı.
Âkil Hoca’yı gördü. Hoca ayakkabısını çıkarıp önüne koydu ve dedi: “Ey Trump! Sen ‘Tanrı Timi’ kurdun, kendini kutsal sandın. Kur’ân der ki: Ben sizin en yüce rabbinizim diyen Firavun’un sonu nasıl oldu? Hadîs der ki: Her biriniz çobansınız. İşte ayakkabımın tabanı: İslam hiçbir değerin emrine girmez; yeryüzündeki tüm değerler –güç, enerji, liderlik, kibir– onun ancak ayakkabı altındaki tabanı olabilir. Sen tabana basmadın, kendini Tanrı yerine koydun.”
Halk toplandı. Dede Korkut’un Oğuz beyleri gibi sordular: “Peki Hoca, böyle lider ne yapar?” Âkil Hoca, Sâdî gibi cevap verdi: “Dünyayı adaletle yönetmek yerine kibrine hizmet eder. Peygamberimiz (s.a.v.) en güçlü olduğu zaman bile adaleti gözetti. Sen ise Tanrı Timi ile doğayı yok ediyorsun.”
O gece Âkil Hoca rüya gördü. Rüyada İbn Haldûn’un Mukaddime’sini, Seyyid Kutub’un işaretlerini, Mevdûdî’nin tefsirlerini, Said Havvâ’nın cihadını, Hasan el-Bennâ’nın muhtasarlarını bir ayakkabının tabanı yapmıştı. Üzerinde ise göğe ağan adalet: Gerçek liderlik ve sorumluluk.
Âkil Hoca uyandı ve dedi: “Ey ahali! Kibirli liderler dünyayı felakete sürükler. ABD halkı, Senatosu ve Kongresi bu çelişkiye razı olmasın. Zulüm ve kibir değil, adalet ve inkılâb devrimidir. Adalet ancak İslam’dan gelir.”
Hikâye asırlar boyu anlatıldı. Her nesil, o ayakkabının tabanına bakıp gerçek liderliğin nerede olduğunu gördü. Ve anladı: Kendini Tanrı sanan lider, en büyük talihsizliktir. Âmin.
İslam hiçbir değerin emrine girmez. Yeryüzündeki tüm değerler İslam’ın ancak ayakkabı altındaki tabanı olabilirler.
Kadir Yavuz Orhangazi, Bursa, Türkiye
Bu makale, William Spivey’nin eleştirisini tarihî ve stratejik gerçeklerle desteklerken, konuyu İslam’ın adalet, kibir ve sorumluluk ilkeleriyle derinleştirir. Trump’ın “Tanrı Timi” gibi adımlar, hem çevreyi hem insanlığı tehlikeye atmaktadır. Gerçek adalet ve denge, ancak Tevhid eksenli bir medeniyetten gelir.
Selamün aleyküm.

