Avrupa Hâlâ Akıllanmadı: Trump’a Teslimiyet, Pagan Zihniyet ve Tevhid’e Dönüşün Vakti Gelmiştir
Avrupa Hâlâ Akıllanmadı: Trump’a Teslimiyet, Pagan Zihniyet ve Tevhid’e Dönüşün Vakti Gelmiştir
Cory Doctorow’un makalesi, Avrupa Birliği’nin Trump döneminde Amerikan teknolojisine karşı gösterdiği utanç verici teslimiyeti sert bir dille eleştiriyor. AB’nin Dijital Pazarlar Yasası (DMA) ve Dijital Hizmetler Yasası (DSA) gibi düzenlemeleri uygulamaktan vazgeçerek Trump rejimiyle “diyalog” arayışına girmesini, “statüko yanlılığı” ve korkaklık olarak nitelendiriyor. Doctorow, Trump’ın Grönland’ı bile teknolojik şantajla ele geçirebileceğini, Avrupa’nın ise bu tehdide karşı Eurostack gibi kendi dijital egemenlik projelerini yeterince cesurca savunamadığını vurguluyor.
Kadir Yavuz’un bu konudaki değerlendirmesi ise çok daha köklü ve hakikate dayalıdır:
Avrupa hiç akıllanmamış, akıllanmayacak demektir. ABD, Avrupa’yı “bol yavru veren kasaplık domuz” olarak görmektedir. İnsan olarak görmemektedir. En fazla “domuz çobanı” ünvanıyla terfi ettirebilir, dahası olmaz. Avrupa, Roma’nın pagan zihniyetinden kurtulmalı, Tevhid inancına dönmeli ve İslam ülkeleriyle gerçek iş birliği yapmalıdır ki insan olduğunu anlasın. Çünkü kendisi de İslam ülkelerine karşı ABD’den aşağı kalır yanı yoktur. Önce nasuh tövbesi yapmalı, tüm yeryüzü Müslümanlarından özür dilemeli, tazminat ödemeli ve gönüllerini almalıdır. Ancak ondan sonra “Tevhid’e inanan Avrupa” insan olduğunu hissedebilir ve her yerde değer görebilir.
Kur’ân ve Vahiy Işığında: Teslimiyet, Zulüm ve Tevhid’in Kurtuluşu Kur’ân-ı Kerîm, Âl-i İmrân Sûresi 139’da buyurur: “Zayıf düşmeyin, üzülmeyin; eğer inanıyorsanız üstün olan sizsiniz.” Avrupa’nın Trump’a boyun eğmesi, tam bir zillet ve teslimiyettir. Vahiy kültüründe gerçek güç, Allah’a kul olmakla başlar; başka hiçbir güce kul olmamakla devam eder. ABD’nin Avrupa’yı teknolojik şantaj ve gözetim aracı olarak kullanması, modern putperestliğin yeni bir biçimidir. “Dinde zorlama yoktur” (Bakara 256) ilkesi, aynı zamanda “korku ve şantajla boyun eğdirmeye de yoktur” anlamına gelir. Avrupa, Roma’nın pagan mirasından ve Trinitarian cahiliyesinden kurtulmadıkça, Tevhid’e dönmedikçe bu zilletten kurtulamaz.
Hadîs, Siyer ve Kelâm Açısından: Onur ve İttifak Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurur: “Müslüman, elinden ve dilinden diğer Müslümanların emin olduğu kimsedir.” Siyer’de Resûlullah (s.a.v.), güçsüzken bile onurundan taviz vermemiştir. İmam Âzam ve İmam Mâtürîdî’nin kelâmında, zulme boyun eğmek değil, adalet için ittifak kurmak esastır. Avrupa’nın bugün yaptığı, “korkakların ittifakı”dır. Gerçek ittifak, Tevhid inancını paylaşan adaletli Müslümanlarla kurulmalıdır. Trump’ın “anlaşma sanatı”nın adı “sözünden dönmek” ise, Avrupa’nın bu “teslimiyet maymunluğu”na devam etmesi, sadece kendi sonunu hızlandırır.
Psikoloji, Sosyoloji, Felsefe ve Epistemoloji Bakışı Psikoloji, sürekli korku ve şantaj altında yaşamanın “learned helplessness” (öğrenilmiş çaresizlik) yarattığını gösterir. Avrupa’nın Trump karşısında gösterdiği tavır, tam da budur. Sosyoloji’de İbn Haldûn’un asabiyet teorisi nettir: Güçlü ortak irade olmadan medeniyet ayakta kalamaz. Felsefede Mevdûdî ve Seyyid Kutub, Batı’nın “pagan zihniyet”ini ve modern cahiliyeyi teşhis eder. Epistemolojik olarak, Avrupa’nın “dijital egemenlik” arayışı samimi değilse, Eurostack gibi projeler de kâğıt üzerinde kalır. Hasan el-Bennâ’nın risâleleri, gerçek kurtuluşun Tevhid ve adalet ittifakında olduğunu söyler.
Tarih, Edebiyat, Siyaset ve Strateji Boyutu Tarih, Haçlı Seferleri’nden sömürgeciliğe, Avrupa’nın hep “güçlüye boyun eğme” veya “zayıfı ezme” döngüsünde olduğunu gösterir. Sâdî-i Şîrâzî’nin “Gülistan”ı: “Zalim padişahın devleti rüzgârın savurduğu tozdan farksızdır.” Evliyâ Çelebî ve Kâtip Çelebî, Osmanlı’nın adaletle yönettiği dönemde Avrupa’nın nasıl “insan” muamelesi gördüğünü kaydeder. Siyaset ve strateji’de Said Havvâ ve İbn Haldûn, Avrupa’nın ABD’ye bağımlılığının stratejik intihar olduğunu söyler. Gerçek strateji, Tevhid eksenli bir ittifak kurmaktır.
Asırlar Boyu Okunacak Hikâye: “Teslimiyet Maymunu ve Ayakkabının Tabanı” Bir zamanlar “Avrupa Sarayı”nda bir grup maymun yaşardı. Efendileri Trump’tan korktukları için her emrine boyun eğer, “diyalog” adına kendi yasalarını satarlardı. “Eurostack” diye bir hayalleri vardı ama korkudan bir adım atamıyorlardı. Bir gün Âkil Hoca saraya geldi. Ayakkabısını çıkarıp ortaya koydu ve dedi:
“Ey Avrupa! Sen Roma’nın pagan zihniyetinden kurtulamadın. ABD seni kasaplık domuz olarak görüyor. En fazla ‘domuz çobanı’ ünvanı verir. İnsan olmak istiyorsan önce nasuh tövbesi yap, tüm yeryüzü Müslümanlarından özür dile, tazminat öde, gönüllerini al. Sonra Tevhid’e dön ve İslam ülkeleriyle gerçek ittifak kur. İşte ayakkabımın tabanı: İslam hiçbir değerin emrine girmez; yeryüzündeki tüm değerler –teknoloji, Eurostack, Trump, ABD– onun ancak ayakkabı altındaki tabanı olabilir. Sen hâlâ tabana değil, efendine tapıyorsun.”
Halk toplandı. Dede Korkut’un Oğuz beyleri gibi sordular: “Peki Hoca, kurtuluş nasıl olur?” Âkil Hoca, Sâdî gibi cevap verdi: “Tevhid’e dönmeden kurtuluş olmaz. Peygamberimiz (s.a.v.) zulme boyun eğmedi. Sen de eğilme.”
O gece Âkil Hoca rüya gördü. Rüyada İbn Haldûn’un Mukaddime’sini, Seyyid Kutub’un işaretlerini, Mevdûdî’nin tefsirlerini, Said Havvâ’nın cihadını, Hasan el-Bennâ’nın muhtasarlarını bir ayakkabının tabanı yapmıştı. Üzerinde ise göğe ağan adaletli bir Avrupa: Tevhid ve ittifak.
Âkil Hoca uyandı ve dedi: “Ey ahali! Teslimiyet maymunluğu devam ederse Avrupa insanlığını kaybeder. Önce tövbe, sonra Tevhid, sonra İslam ülkeleriyle ittifak. Zulüm ve korkaklık değil, adalet ve onur devrimidir.”
Hikâye asırlar boyu anlatıldı. Her nesil, o ayakkabının tabanına bakıp Avrupa’nın gerçek kurtuluşunun nerede olduğunu gördü. Ve anladı: İnsan olmak, Tevhid’e dönmekle başlar. Âmin.
İslam hiçbir değerin emrine girmez. Yeryüzündeki tüm değerler İslam’ın ancak ayakkabı altındaki tabanı olabilirler.
Kadir Yavuz Orhangazi, Bursa, Türkiye
Bu makale, Cory Doctorow’un eleştirisini takdir ederken, Avrupa’nın sorununun sadece Trump’a boyun eğmek olmadığını, asıl sorunun pagan Roma zihniyetinden kurtulamamak olduğunu açıkça ortaya koyar. Gerçek çözüm, nasuh tövbesi, Tevhid’e dönüş ve adaletli Müslümanlarla ittifaktır. Avrupa, hâlâ akıllanmadıysa, akıllanmanın vakti çoktan gelmiştir.
Selamün aleyküm.

