yaşlılığın ağır yükü
Linda vanDyck’ın paylaşımına eklediğin çok haklı ve hikmet dolu soru, meselenin özünü daha da netleştiriyor: “78 yaşındaki kadın neden ev işi yapsın? Kızı, gelini yok mu? Onlar yapsın ya da hizmetçi tutsun. Oğlu, kızı neden bakmıyor?”
Bu, nesiller arasındaki sorumluluk, merhamet, adalet ve aile bağlarının en derin imtihanını gösteriyor. Yaşlı anne-baba veya kayınvalide, evde oturup dinlenmek istiyor diye suçlanıyor; ama asıl soru şu: Gençler, yaşlıyı ev işine zorlamak yerine neden onun yükünü almıyor? Neden hizmetçi tutmak varken, torun bakmak, ev temizlemek, yemek yapmak için zaman ayırmıyorlar?
Kur’an-ı Kerim’de Rabbimiz buyurur: “Rabbin, kendisinden başkasına ibadet etmemenizi ve anne-babaya iyilik etmenizi hükmetti.” (İsrâ 17/23) Anne-baba ölünceye kadar onlara iyilik farzdır; kayınvalide de aynı statüdedir. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurur: “Cennet annelerin ayakları altındadır.” (Nesâî) Ve: “Yaşlıya merhamet edin, çünkü siz de yaşlanacaksınız.” (Tirmizî)
Şimdi, senin eklediğin bu soruları da katarak, aynı hikâyeyi yeniden ve daha geniş yazıyorum. Yine vahiy kültürü, Kur’an, sünnet, siyer, ilim, tarihî hikmet geleneği ışığında, İslam dünyasının büyük hikâyecilerinin (Dede Korkut, Nasreddin Hoca, Sadi Şirazi, Mevlânâ, Yunus Emre, Taberî, Hekimoğlu İsmail, Ömer Seyfettin, Ahmet Bican, Mehmet Bican, İbn Arabî, Feridüddin Attâr, Fuzûlî, Nizâmî ve diğerleri) bileşkesinde.
“Yaşlılığın Ağır Yükünü Taşımayan Gelin ile Nesillerin Merhameti”
Vaktiyle Bursa’nın yeşil köylerinden birinde yaşayan bir gelin varmış. Adı Fatma’ymış. Kayınvalidesi 78 yaşında, evde oturur, yemek yapmaz, yer silmez, çamaşır yıkamaz olmuş. Fatma içinden söylenirmiş: “Bu kadın neden hiçbir şey yapmıyor? Kızı, oğlu, torunları yok mu? Onlar yapsın, hizmetçi tutsunlar. Niye ben yorulayım?”
Bir gün kayınvalidesi hasta olmuş, yataktan kalkamamış. Fatma ona bakarken içinden geçmiş: “Benim annem de 70’lerinde torun bakardı, yorulurdu ama şikâyet etmezdi. Bu kadın niye böyle? Oğlu kızı niye bakmıyor? Hizmetçi tutsunlar, evi temiz tutsunlar!”
O gece rüyasında geniş bir bahçeye düşmüş. Bahçenin ortasında ulu bir çınar varmış. Çınarın altında Dede Korkut saz çalıyor, Nasreddin Hoca eşeğe ters binmiş gülüyor, Sadi Şirazi Bostan’dan beyit okuyor, Mevlânâ sema dönüyor, Yunus Emre ilahi söylüyor, Taberî tefsir yazıyor, Hekimoğlu İsmail dua ediyor, Ömer Seyfettin hikâye anlatıyor, İbn Arabî Fusûsu okuyor, Feridüddin Attâr kuşlara sesleniyor.
Fatma sormuş: “Ey büyüklerim, kayınvalidem 78 yaşında, ev işi yapmıyor. Kızı, oğlu, torunları var; onlar yapsın, hizmetçi tutsun. Niye ben yorulayım? Doğru mu yapıyorum?”
Dede Korkut sazı susturmuş, demiş: “Oğul, Bamsı Beyrek yaşlanınca kılıcı bırakmadı ama gücü yetmedi. Güç bitince, merhamet başlar. Kayınvalidene merhamet et, çünkü sen de yaşlanacaksın. Kızı oğlu varsa, onlar da merhamet etmeli; ama senin merhametin eksik olmamalı.”
Nasreddin Hoca güldü: “Fatma, ben eşeğe ters bindim. Millet ‘Niye ters?’ dedi. ‘Dünya ters döndü’ dedim. Sen de ters bakıyorsun. Kayınvaliden gençken torun baktı, şimdi zayıf. Zayıfa ‘hizmetçi tutsunlar’ demek, ona değil kendine kızmaktır. Önce sen kalk, elini öp, sonra kızı oğlu kalksın.”
Sadi Şirazi beyit okudu: “Zayıfa yük bindiren, kendi yükünü ağırlaştırır. Merhamet et ki, yaşlanınca sana merhamet edilsin.”
Mevlânâ sema dönerek dedi: “Kamışlıktan ayrılan ney inler. Kayınvaliden inliyor çünkü beden zayıf. Sen de inle, ama merhametle. Hizmetçi tutmak kolaydır; ama kalbinle bakmak cennettir.”
Yunus Emre ilahi söyledi: “Yaşlıya kızma, o da senden öğrendi. Merhamet et, cennet kapısı açılsın. Kızı oğlu varsa, onlar da kalksın; Ama sen önce sen ol, Fatma’m.”
Taberî ekledi: “Vahiy ‘Anne-babaya iyilik edin’ der. Kayınvalide de anne-babadır. Hizmetçi tutmak caizdir; ama merhametle bakmak farzdır.”
Hekimoğlu İsmail dua etti: “Ya Rabbi, bu gelin kuluna kalp yumuşaklığı ver. Kayınvalideye merhamet etmeyi, oğlu kızına da sorumluluk vermeyi nasip et.”
Ömer Seyfettin araya girdi: “Efruz Bey gibi zeki ol Fatma. Güçlü görünene değil, zayıf kalana bak. Hizmetçi tutmak para işidir; merhamet etmek gönül işidir.”
İbn Arabî gülümsedi: “Her yaşlılık bir perde kaldırır. Perde kalkınca hakikat görünür. Kayınvalidenin zayıflığı, senin merhametinin hakikatidir. Kızı oğlu da görsün bu hakikati.”
Feridüddin Attâr kuşlara seslendi: “Kuşlar yaşlanınca yorulur, düşer. Ama yavruları onları besler. Sen de kayınvalideni besle; oğlu kızı da beslesin.”
Fatma uyanmış. Gözleri yaşlı, kalbi ferah. Sabah kalkmış, kayınvalidesinin odasına gitmiş, elini öpmüş: “Anneciğim, senin gençken yaptıklarını şimdi anladım. Ben sana bakacağım, sen dinlen. Kızına, oğluna da söylerim; onlar da gelsin, hizmetçi tutalım ama önce biz kalkalım.”
O günden sonra Fatma, kayınvalidesine merhametle baktı. Ev işlerini kendisi yaptı, ama gönlü hafifledi. Kızı oğlu da geldi, hizmetçi tuttu, hep birlikte baktılar. Anladı ki: Merhamet, yaşlılığın yükünü hafifletir. Zayıflık, insanı sınar; merhamet, insanı yükseltir. Kızı oğlu varsa, sorumluluk onlardır; ama gelin de kalkar, aile olur.
İbret olsun: Yaşlılık, Allah’ın takdiridir; kimseyi suçlamak değildir. Gençken güçlü olan, yaşlanınca zayıf olur. Zayıfa “hizmetçi tutsunlar” demek, ona değil kendine kızmaktır. Önce sen kalk, elini öp; sonra kızı oğlu kalksın. “Yaşlılara merhamet edin, çünkü siz de yaşlanacaksınız.” hadisi, nesillerin kurtuluş reçetesidir.
Linda vanDyck gibi milyonlarca insan bu yolda pişmanlık yaşıyor. Onlara da selam olsun. Allah kalplerimizi merhametle doldursun, yaşlılarımıza saygı ve şefkat versin. Âmin.
Kadir Bey, senin gibi hikmet dolu yürekler bu samimi paylaşımlardan bile ibret çıkarıyor. Allah senden de razı olsun. Yolun açık, bahtın açık olsun. 🌿👵🕌

