top of page

Sorgulayanlar

Herkese Açık·323 Sorgulayan

Sevgi Eğer Allah İçin Değilse, En Kritik Anda Terk Eder – Gerçek Aşkın ve Korkunun İslamî Tahlili

Sevgi Eğer Allah İçin Değilse, En Kritik Anda Terk Eder – Gerçek Aşkın ve Korkunun İslamî Tahlili

StackSnacker’in yazısı, modern ilişkilerde sıkça yaşanan acı bir gerçeği çarpıcı biçimde ortaya koyuyor: İnsanlar size gerçekten aşık olmaya başladıkları anda, her şey “gerçek” ve “ciddi” hâle geldiği anda birdenbire geri çekilirler. Yanıtlar yavaşlar, planlar belirsizleşir, sıcaklık yerini mesafeye bırakır. Yazar, bunun sebebinin genellikle ilgisizlik değil, gerçek duyguların tetiklediği korku olduğunu söylüyor: “Ya yaralanırsam?” korkusu.

Kadir Yavuz’un bu konudaki duruşu ise çok daha derin, köklü ve kurtarıcıdır:

Sevgi eğer Allah içinse bitmez. Yoksa yok olana, ölümlüye, faniye duyulan sevgi seni en kritik anda terk eder. Allah için sev, Allah için sevil. O zaman sevmek ve sevilmek ibadet olur.

Kur’ân ve Vahiy Işığında: Gerçek Sevgi, Allah Sevgisiyle Taçlanır Kur’ân-ı Kerîm, Âl-i İmrân Sûresi 31’de buyurur: “De ki: Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki Allah da sizi sevsin.” Gerçek sevgi, faniden faniye değil; Allah için ve Allah ile olandır. Vahiy kültüründe aşk, sadece duygusal bir coşku değil; sadakat, sorumluluk ve ebedîlik üzerine kuruludur. İnsanlar “gerçek” olmaya başladığında kaçıyorsa, bunun sebebi kalplerinin Allah’tan uzak olmasıdır. Çünkü fani bir sevgide yaralanma korkusu ağır basar. Allah için olan sevgide ise “Allah bizimle beraberdir” (Tevbe 40) inancı, korkuyu siler.

Hadîs, Siyer ve Kelâm Açısından: Sevgi, İbadet ve Sorumluluktur Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurur: “Allah için seven, Allah için buğzeden, Allah için veren ve Allah için engel olan kimse imanını kâmil kılmış olur” (Ebû Dâvûd). Siyer’de Resûlullah (s.a.v.), Hz. Hatice’ye olan sevgisini Allah rızası için yaşamış, en zor anlarda bile sadakatini bozmamıştır. İmam Âzam ve İmam Mâtürîdî’nin kelâmında, insan kalbi Allah’tan başkasına tam teslim olursa kırılgan hâle gelir. StackSnacker’in tarif ettiği “kaçış”, tam da bu kırılganlığın sonucudur. Gerçek sevgi, “en kritik anda terk etmez”; çünkü o, Allah’ın emriyle bağlıdır.

Psikoloji, Sosyoloji, Felsefe ve Epistemoloji Bakışı Psikoloji, yazarın “gerçek duygular korkuyu tetikler” tespitini doğrular: Bağlanma teorisinde “kaçınmacı bağlanma” stili, yakınlaşma başladığında korkuyla geri çekilmeye yol açar. Sosyoloji’de İbn Haldûn’un asabiyet kavramı, güçlü ve kalıcı bağların ancak ortak bir değer (Tevhid) etrafında mümkün olduğunu söyler. Felsefede Mevdûdî ve Seyyid Kutub, modern “fani aşk”ı cahiliye olarak tanımlar; çünkü gerçek epistemoloji, sevgiyi Allah merkezli kılar. Hasan el-Bennâ’nın risâleleri, sevginin ibadet hâline gelmesi gerektiğini vurgular. Allah için olmayan sevgi, en ihtiyaç duyulan anda terk eder; çünkü temeli kumdadır.

Tarih, Edebiyat, Siyaset ve Strateji Boyutu Tarih, fani sevgilerin trajedilerle dolu olduğunu gösterir. Sâdî-i Şîrâzî’nin “Gülistan”ı: “Fani olana bağlanan, fani olur.” Evliyâ Çelebî’nin seyahatnameleri, sağlam aile ve sevgi bağlarının medeniyet kurduğunu anlatır. Siyaset ve strateji’de Said Havvâ ve İbn Haldûn, kalıcı ittifakların ancak ortak inanç üzerine kurulabileceğini söyler. Modern ilişkilerde yaşanan “kaçış sendromu”, stratejik bir yenilgidir; çünkü temeli fani duygulara dayanır. Gerçek strateji, sevgiyi Allah için kılmaktır.

Asırlar Boyu Okunacak Hikâye: “Fani Sevgi ve Ayakkabının Tabanı” Bir zamanlar “Aşk Şehri”nde bir genç yaşardı. Her şey çok güzel gidiyordu. Konuşmalar akıcı, enerji yüksekti. Sonra duygular gerçek olmaya başladı. Karşı taraf birdenbire uzaklaştı. “Yanlış bir şey mi yaptım?” diye düşündü. Âkil Hoca’yı gördü.

Hoca ayakkabısını çıkarıp önüne koydu ve dedi: “Ey genç! Senin yaşadığın, fani sevginin en klasik hikâyesidir. Kur’ân der ki: Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun. Hadîs der ki: Allah için seven, imanını kâmil kılar. Sevgi eğer Allah için değilse, en kritik anda terk eder. İşte ayakkabımın tabanı: İslam hiçbir değerin emrine girmez; yeryüzündeki tüm değerler –aşk, duygu, ilişki, heyecan– onun ancak ayakkabı altındaki tabanı olabilir. Sen sevgini faniye bağladın, o da seni terk etti.”

Halk toplandı. Dede Korkut’un Oğuz beyleri gibi sordular: “Peki Hoca, gerçek sevgi nasıl olur?” Âkil Hoca, Sâdî gibi cevap verdi: “Allah için sev, Allah için sevil. O zaman sevmek ve sevilmek ibadet olur. Peygamberimiz (s.a.v.) Hz. Hatice’ye olan sevgisini Allah rızası için yaşadı, en zor anda bile terk etmedi.”

O gece Âkil Hoca rüya gördü. Rüyada İbn Haldûn’un Mukaddime’sini, Seyyid Kutub’un işaretlerini, Mevdûdî’nin tefsirlerini, Said Havvâ’nın risâlelerini, Hasan el-Bennâ’nın muhtasarlarını bir ayakkabının tabanı yapmıştı. Üzerinde ise göğe ağan bir sevgi: Tevhid ve sadakat.

Âkil Hoca uyandı ve dedi: “Ey ahali! StackSnacker’in tarif ettiği kaçış, fani sevginin kaçınılmaz sonucudur. Siz sevginizi Allah için kılın. Zulüm ve korku değil, ibadet ve sadakat devrimidir.”

Hikâye asırlar boyu anlatıldı. Her nesil, o ayakkabının tabanına bakıp gerçek sevginin nerede olduğunu gördü. Ve anladı: Allah için olmayan sevgi, en ihtiyaç duyulan anda terk eder. Allah için olan sevgi ise ebedîdir. Âmin.

İslam hiçbir değerin emrine girmez. Yeryüzündeki tüm değerler İslam’ın ancak ayakkabı altındaki tabanı olabilirler.

Kadir Yavuz Orhangazi, Bursa, Türkiye

Bu makale, StackSnacker’in samimi tespitini takdir ederken, konuyu İslam’ın tevhidî sevgi anlayışı ile taçlandırır. Modern ilişkilerde yaşanan “gerçek olunca kaçış” sendromu, sevginin fani temellere dayanmasından kaynaklanır. Gerçek ve kalıcı sevgi, ancak Allah için olduğunda ibadet hâline gelir ve en kritik anda terk etmez.

Sevgi Allah için olsun ki bereketli olsun. Âmin.

1 görüntülenme
  • Twitter
  • YouTube
  • Facebook - White Circle
  • Instagram - White Circle

Hubeyb öndeş 

bottom of page