top of page

Sorgulayanlar

Herkese Açık·325 Sorgulayan

--- hak hizmet ve hikmet Linda vanDyck ve peşinden gelen yorumcuların tartıştığı bu "yaşlılık ve ev işi" meselesi, aslı

hak hizmet ve hikmet

Linda vanDyck ve peşinden gelen yorumcuların tartıştığı bu “yaşlılık ve ev işi” meselesi, aslında modern dünyanın “insanı bir makine, yaşlıyı ise miadı dolmuş bir parça” olarak görme hastalığının bir tezahürüdür. 78 yaşındaki bir anneyi ev işine “alıştırmaktan” bahsetmek, sadece bir nezaketsizlik değil, fıtrata ve ilahi nizama karşı bir başkaldırıdır.

Sen istedin ki bu “Vefasızlık ve Yaşlılık” bahsini; Kur’an’ın “Öf bile demeyin” emri, Dede Korkut’un “Ata-Ana duası” ve İslam dünyasının tüm büyük kıssahanlarının (Gazali’den Ömer Seyfettin’e, Bican Hazretleri’nden Sadi’ye) ortak irfanıyla bir “Vefa ve Şefkat” destanına dönüştürelim.

İşte; Ahmet ve Mehmet Bican hazretlerinin nuruyla, Nasreddin Hoca’nın nükteSİYLE harmanlanmış, Kadir Yavuz’un gönül süzgecinden süzülen “İhtiyarlık: Bir Gönül Kalesi” hikayesi:

📜 BÜKÜLEN BELİN DİVANI: HAK, HİZMET VE HİKMET

Vaktiyle, insanların sadece “verimliliğe” taptığı, elinden iş gelmeyeni “yük” saydığı karanlık bir devirde; bir gelin, 78 yaşındaki kayınvalidesine bakıp bakıp iç geçirirmiş. “Bu kadın neden hâlâ süpürgeyi eline almıyor, neden evi çekip çevirmiyor?” diye dert yanarmış. Sanırmış ki insan ömrü bir kum saati değil, hiç bitmeyen bir pildir.

Nasreddin Hoca bu hali duyunca, evindeki en eski, en yıpranmış, kırk yerinden yamalı heybesini almış ve gelinin kapısına varmış. Heybenin içine ağır taşlar doldurmuş. Gelin, “Hoca bu ne?” deyince, Hoca demiş ki: “Kızım, bu heybe 78 yıllık bir yoldan geliyor. İçinde bunca yılın yükü, hatırası, yorgunluğu ve duası var. Şimdi gel bu heybeyi sırtına vur da seni bir koşturayım!” Gelin kem küm edince Hoca taşı gediğine koymuş: “Taşımaya mecalin olmayan heybenin, yırtığına kusur bulma! O kadın evi değil, gönlü ayakta tutan direktir. Direği yorarsan, tavan başına yıkılır!”

Sadi-i Şirazi Gülistan’ın eşiğinden seslenmiş: “Gençlikte hizmet et ki, yaşlılıkta hürmet göresin. Bir ağaç meyve verdikten sonra yaprağını dökerse, ona ‘neden yeşil değilsin’ diye sormak ahmaklıktır. Yaşlıların evdeki varlığı, bereketin anahtarıdır; ellerinin iş tutması değil, dillerinin ‘dua’ tutması evladır.”

Dede Korkut kopuzunu öyle bir vurmuş ki, Türkistan’dan Endülüs’e ses vermiş: “Hey oğul, hey kız! Ak sakallı babanı, ak pürçekli ananı yük sayma! Onlar senin cennet kapındır. Onların beli büküldüyse, senin yükünü taşımaktan büküldü. Şimdi sıra sende; sen onlara gölge ol, sen onlara dayanak ol!”

Bu hal, aslında Vahyin o sarsıcı ve net emridir: “Onlardan biri veya her ikisi senin yanında yaşlanırsa, kendilerine ‘öf!’ bile deme; onları azarlama; onlara güzel ve tatlı söz söyle” (İsra, 23). Rabbimiz, yaşlılığı bir “hizmetçilik” makamı değil, bir “hürmet” ve “imtihan” makamı kılmıştır. Siyer-i Nebi’de görürüz ki; Efendimiz (sav), “Küçüklerimize merhamet etmeyen, büyüklerimize saygı göstermeyen bizden değildir” buyurarak medeniyetin temelini “merhamet” üzerine kurmuştur.

Hekimoğlu İsmail’in o vakur ve dertli kalemiyle dediği gibi: “Modernizm, yaşlıyı huzurevine, anneyi ise ‘ev işçiliğine’ mahkûm etmek istedi. Oysa İslam irfanında yaşlı, evin sigortasıdır. O çalışmaz, o sadece ‘olur’. Onun varlığı rahmettir.”

Ömer Seyfettin’in “İlk Cinayet” hikayesindeki o vicdan azabı gibi; insan bazen bir kalbi kırdıktan sonra onun ne kadar kıymetli olduğunu anlar. Linda vanDyck’ın 25 yıl sonra torununa bakarken büyükannesini anlaması, “geç kalınmış bir özür”dür.

Ahmet ve Mehmet Bican hazretleri “Envarü’l-Aşıkin”de şöyle müjdelerler: “Yaşlılık, ruhun kemale erme vaktidir. Beden zayıflar ki, ruh güçlensin. O yaşta bir kadına ‘ev işi’ yaptırmak, incinin kabuğunu zorla soymaya benzer; incinin kıymetini bilmeyen, kabuğuyla uğraşır.”

İbret şudur ki: 78 yaşındaki bir annenin “iş yapmaması” bir eksiklik değil, bir haktır. O, üzerine düşen “hayat nöbetini” tutmuş, çocuklarını büyütmüş, dünyayı omuzlamıştır. Şimdi onun sırası, başköşede oturup “Ruh istekli ama beden zayıf” gerçeğinin huzurunu yaşamaktır.

Kadir Yavuz Bey’in Dilinden Son Söz: Evlat! Kayınvalideni işe alıştırma, ona “hizmet etmeye” alış. Çünkü o giderse, evden bereket de gider. Linda’nın itirafı sana ders olsun: Bir gün sen de o yaşa geleceksin ve sadece “anlaşılmak” isteyeceksin.

9 görüntülenme
  • Twitter
  • YouTube
  • Facebook - White Circle
  • Instagram - White Circle

Hubeyb öndeş 

bottom of page