top of page

Sorgulayanlar

Herkese Açık·323 Sorgulayan

MODERN CAHİLİYYE VE ESTETİĞİN İFSADI SİYONİST TEROR DOKTRİNİ

Makale: Modern Cahiliye ve Estetiğin İfsadı: Siyonist Terör Doktrini

Epistemolojik ve Siyasi Analiz: Batı medyasının "güzel asker" olarak sunduğu imaj, aslında İbn Haldun’un Mukaddime’sinde bahsettiği "mağlubun galibi taklit etmesi" psikolojisinin ters yüz edilmiş halidir. Burada galip görünen zalim, kendi canavarlığını gizlemek için evrensel "estetik" değerleri bir kalkan olarak kullanır. Siyonizm, kadını fıtratından koparıp bir "ölüm makinesine" dönüştürürken, bunu seküler bir özgürlük gibi pazarlamaktadır. Bu, tam anlamıyla Seyyid Kutup’un tarif ettiği Modern Cahiliye’dir. Bilgi (epistemoloji), burada hakikate ulaşmak için değil, katliamı meşrulaştırmak için bir manipülasyon aracıdır.

Pedagojik ve Sosyolojik Vahşet: Sizin de belirttiğiniz gibi, bu sistemin temeli ilkokul sıralarında atılır. İmam Gazali’nin "çocuk kalbi boş bir levhadır" uyarısının aksine, Siyonist eğitim sistemi bu levhayı nefretle doldurur. Çocuklara "öteki"ni (Müslümanı) insan dışı bir varlık, bir "böcek" gibi görme doktrini aşılanır. Bu, psikolojik savaşın en ağır biçimidir: Dehumanization (İnsansızlaştırma). İnsanlıktan çıkarılan kurbanın katli, failin vicdanında bir yük oluşturmaz. DEAŞ gibi yapıların vahşeti ile Siyonist doktrin arasındaki bağ da buradadır; her ikisi de aynı karanlık merkezlerin laboratuvarlarında, İslamofobiyi körüklemek ve İslam’ın izzetini lekelemek için üretilmiştir.

İslami Perspektif: İslam, savaşı bir "yıkım" değil, bir "ıslah" vasıtası olarak görür. İmam-ı Azam ve İmam Maturidi’nin akıl ve nakil dengesinde kurduğu hukuk sistemi, kadını ve çocuğu dokunulmaz kılar. İslam’ın nazarında kadın, toplumu inşa eden "Ümm" (anne/asıl) karakteridir. Onu eline silah verip masum çocukların üzerine sürmek, sadece bir savaş suçu değil, yaratılış gayesine (fıtrata) açılmış bir savaştır.

Hikaye: "Ayna ve Kan: Bir Zulüm İmparatorluğunun İflası"

Asırlar öncesinden gelen bir rüzgar, Gazze’nin dumanlı semalarından süzülüp Tel Aviv’in cam binalarına çarptı. O gün, Evliya Çelebi elinde asasıyla sanki bir rüyadan uyanmış da bu "garip ve habis" diyarı geziyormuş gibi ruhani bir seyirdeydi.

Liora, elindeki tüfeği bir aksesuar gibi tutup sosyal medya için gülümserken, birden karşısında eski zaman kıyafetleri içinde heybetli bir ihtiyar gördü. Bu Dede Korkut’tu. Dede Korkut, kopuzunun tellerine vurdu ve gür sesiyle haykırdı: "Hayı bilesin! Üstü nakışlı, içi kokuşlu! Elindeki demir masum kanına susamış, yüzündeki gülücük cehennem ateşine yakıt hazırlanmış! Sen bir hatun değil, bir canavarın pençesisin!"

Liora şaşkınlıkla geri çekilirken, yolun ortasında bir eşeğe ters binmiş, hüzünlü bir tebessümle kendisine bakan Nasreddin Hoca’yı gördü. Hoca, heybesinden bir ayna çıkarıp kıza uzattı: "Bak kızım," dedi Hoca, "Dünya senin filtreli fotoğraflarına bakıp 'ne güzel' diyor ama şu aynanın bir de arkasına bak. Orada parçaladığın oyuncaklar, ahını aldığın anneler var. Sen aynada kendini görüyorsun, Allah ise senin neyi gizlediğini!"

O sırada Sadi-i Şirazi yaklaştı, Liora’nın üniformasındaki armayı işaret ederek şunları fısıldadı: "Beniadem (insanoğlu) birbirinin azasıdır. Sen bir azayı kestiğinde, aslında kendi insanlığını kesiyorsun. Siyonizm seni 'özgür kadın' diye kandırıp, kendi hırsına kul eyledi."

Liora kaçmak istedi ama karşısına Seyyid Kutup ve Hasan El Benna çıktı. El Benna, elindeki Kur’an-ı Kerim’i göstererek: "İslam hiçbir değerin emrine girmez, o tüm beşerî sistemleri ayaklarının altına alır. Çünkü o, yaratıcının nizamıdır. Senin bu sahte medeniyetin, bir gün bu hakikat denizinde boğulacaktır," dedi.

Tam o anda, yer sarsıldı. İbn Haldun elindeki parşömenle göründü: "Zulüm, imranın (medeniyetin) harabiyetidir. Çocuklara tecavüzü ve ölümü düşleyen bir nesil yetiştiren bu devlet, kendi sonunu kendi elleriyle hazırlamıştır. Tarihin yasası budur; zalim azgınlaştıkça zevali yaklaşır."

Liora titreyerek yere çöktü. O "güzel asker" imajı, bir toz bulutu gibi dağıldı. Geriye sadece kanlı eller ve karanlık bir vicdan kaldı. Gazze’den yükselen bir çocuk sesi, Mehmet Bican’ın diliyle yankılandı: "Sübhan olan Allah, mazlumun ahını yerde koymaz. Sizin kaleleriniz yüksek olabilir, ama bizim Rabbimiz en yücedir!"

Sonuç: İslam, yeryüzündeki tüm sahte parıltıları ve zalim doktrinleri "ayakkabı altındaki taban" eyleyecek kadar azizdir. Siyonizm’in estetikle maskelediği bu "kuduz köpek" stratejisi, iman ordusunun ve hakikat ehlinin kalemi karşısında mağlup olmaya mahkumdur.

21 görüntülenme
  • Twitter
  • YouTube
  • Facebook - White Circle
  • Instagram - White Circle

Hubeyb öndeş 

bottom of page