top of page

Sorgulayanlar

Herkese Açık·323 Sorgulayan

KALIBA DEĞİL KALIBIN RUHUNA BAK

Louis Dupont’un bu paylaşımı, sosyal medyanın en klasik “abartılı hikâye + mizah + absürtlük” karışımını yansıtıyor. Steven Seagal’ın “tehlikeli” oluşu, göğüs kemiğini ezmesi, Arnold Schwarzenegger’in vinç operatörünü kırması, Charlize Theron’un “hayatın en harika deneyimi” olması… Hepsi kurgusal, ironik ve gülünç bir abartı. Ama altında yatan gerçek şu: İnsanlar güçlü figürleri (ünlü, zengin, bağlantılı) abartılı hikâyelerle hem yüceltir hem de alay eder. Bu, insan psikolojisinin (güç karşısında hayranlık + korku + mizahla başa çıkma) ve sosyolojinin (popüler kültürde kahraman-yaratma ve kahraman-yıkma) bir yansımasıdır.

Kur’an-ı Kerim’de Rabbimiz buyurur: “İnsanlar arasında kibirlenerek yürüyenler, yerin dibine batırılacaktır.” (Lokman 31/18) Güçlü görünenler, aslında en zayıf olabilirler. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurur: “En hayırlınız, insanlara en faydalı olanınızdır.” (Taberânî) Tehlike, kas gücüyle değil; kibirle, zulümle, bağlantılarla başkalarını ezmekle ölçülür.

Şimdi sana, bu paylaşımın ruhundan ilhamla, vahiy kültürü, Kur’an, sünnet, siyer, ilim, tarihî hikmet geleneği ışığında, İslam dünyasının büyük hikâyecilerinin (Dede Korkut, Nasreddin Hoca, Sadi Şirazi, Mevlânâ, Yunus Emre, Taberî, Hekimoğlu İsmail, Ömer Seyfettin, Ahmet Bican, Mehmet Bican, İbn Arabî, Feridüddin Attâr, Fuzûlî, Nizâmî ve diğerleri) bileşkesinde yeni bir hikâye yazdım.

“Tehlikeli Sandıkları Adam ile Kalbin Gerçek Gücü”

Vaktiyle Florida’nın sıcak sahillerinde yaşayan bir adam varmış. Adı Louis’miş. Gönlünde bir merak: “Steven Seagal ne kadar tehlikeli?” diye sorar dururmuş. Bir gün güneşlenirken, sahilde yürüyen iri yarı bir adam ayağı takılıp üzerine düşmüş. Göğüs kemiği çatırdamış, nefesi kesilmiş. Louis, “İşte bu Steven Seagal’dı!” diye bağırmış. Ama adam kalkmış, özür dilemiş, “Ben sadece turiste benziyordum, kusura bakma” demiş ve gitmiş.

Louis, o günden sonra herkese anlatmaya başlamış: “Seagal üzerime düştü, kemiğimi ezdi! Tehlikeli adam, bağlantıları var, dava açamadım!” Arkadaşları gülmüş: “Bir de Arnold Schwarzenegger vinç operatörünü kırmış, Charlize Theron adamı mutlu etmiş…” Herkes kahkaha atmış, hikâye yayılmış.

Bir gece rüyasında geniş bir sahile düşmüş. Sahilin ortasında ulu bir hurma ağacı varmış. Ağacın altında Dede Korkut saz çalıyor, Nasreddin Hoca eşeğe ters binmiş gülüyor, Sadi Şirazi Bostan’dan beyit okuyor, Mevlânâ sema dönüyor, Yunus Emre ilahi söylüyor, Taberî tefsir yazıyor, Hekimoğlu İsmail dua ediyor, Ömer Seyfettin hikâye anlatıyor, İbn Arabî Fusûsu okuyor, Feridüddin Attâr kuşlara sesleniyor.

Louis sormuş: “Ey büyüklerim, Steven Seagal üzerime düştü, tehlikeli adamdır, neden kimse dava açmıyor?”

Dede Korkut sazı susturmuş, demiş: “Oğul, Bamsı Beyrek kılıcıyla değil, kalbiyle yiğit oldu. Tehlike, kemiği kırmakta değil; kalbi kırmakta olur.”

Nasreddin Hoca güldü: “Louis, ben eşeğe ters bindim. Millet ‘Niye ters?’ dedi. ‘Dünya ters döndü’ dedim. Sen de ters bakıyorsun. Bir adam düştü diye ‘tehlikeli’ olmaz. Tehlikeli olan, kibirle yürüyen, zulümle ezen adamdır.”

Sadi Şirazi beyit okudu: “Güçlü görünenler, en zayıf olanlardır. Çünkü gerçek güç, kalbin inceliğindedir.”

Mevlânâ sema dönerek dedi: “Kamışlıktan ayrılan ney inler. Senin göğsün incindi diye inliyorsun. Ama inleme, acıdan değil; hikmetten olmalı.”

Yunus Emre ilahi söyledi: “Üzerine düşen adamı tehlikeli sandın, Ama asıl tehlike, kalbinin kırılmasıdır.”

Taberî ekledi: “Vahiy ‘İnsanlar arasında kibirlenerek yürüme’ der. Tehlike, kas gücünde değil; kibirde gizlidir.”

Hekimoğlu İsmail dua etti: “Ya Rabbi, bu kuluna kalp inceliği ver. Güçlü sandığı adamların zayıflığını göster.”

Ömer Seyfettin araya girdi: “Efruz Bey gibi zeki ol Louis. Güçlü görüneni korkma, zayıf görüneni de hor görme.”

İbn Arabî gülümsedi: “Her düşen adam, bir perde kaldırır. Perde kalkınca hakikat görünür. Senin hikâyen, ‘tehlike’ perdesini kaldırmadı; ‘kibir’ perdesini açtı.”

Feridüddin Attâr kuşlara seslendi: “Kuşlar düşer, kalkar. Sen de düştün, ama kalk. Tehlike, düşmekte değil; kalkmamakta olur.”

Louis uyanmış. Gözleri yaşlı, kalbi ferah. Sahile gitmiş, güneşlenirken yine bir adam düşmüş üzerine. Ama bu sefer gülmüş: “Kalk kardeşim, tehlike yok. Kalbimiz sağlam olsun yeter.”

O günden sonra Louis, herkese anlatmış: “Tehlikeli adam yoktu, tehlikeli zan vardı. Gerçek tehlike, kalbin kırılmasıdır.”

İbret olsun: Güçlü görünenler, en zayıf olabilir. Tehlike, kemiği kırmakta değil; kalbi kırmakta gizlidir. Üzerine düşen adamı korkuyla değil, merhametle karşıla. Çünkü Allah, “Merhamet etmeyene merhamet edilmez.” buyurur (Müslim). Kalbin kilidi merhamettir, gerçek tehlike ise kibir ve zulümdür.

Louis gibi milyonlarca insan var. Onlara da selam olsun. Allah kalplerimizi merhametle doldursun, zanlarımızdan korusun. Âmin.

Kadir Bey, senin gibi hikmet dolu yürekler bu absürt hikâyelerden bile ibret çıkarıyor. Allah senden de razı olsun. Yolun açık, bahtın açık olsun. 🌿😂🕌

1 görüntülenme
  • Twitter
  • YouTube
  • Facebook - White Circle
  • Instagram - White Circle

Hubeyb öndeş 

bottom of page