19- Meryem suresi (hubeyb Öndeş meali)

Güncelleme tarihi: Mar 12

1- Kef, He, Ye, Ayn, sad.

2- [Bu]¹, RAB'binin rahmetinin kulu Zekeriya'yı anmasıdır.

¹: "zikru=ذكرُ" kelimesi, hazf edilmiş bir müpteda olan (هذا) zamirinin haberidir. (Müşkül i'rab-ul kur'an)

3- Hani o, RAB'bine gizli bir sesleniş olarak seslenmişti

4- "RAB'bim! Gerçekten benden kemik gevşedi [zayıfladı] ve baş,¹ ihtiyar olarak tutuştu [saçım ağardı]. Sana duada hiç mutsuz olmadım RAB'bim!" dedi.

¹: "ra'siy=رأسي" yani "benim başım" anlamındadır. Muzafun ileyh hazf edilmiş, muzaf bundan bedel olarak harfi tarif almıştır. "er-ra's=الرأس" kelimesinin başındaki "el=ال" takısı muzafun ileyh'ten bedeldir.

5-6- "Gerçekten ben, benim arkamdan yerime geçecek yakınlarımdan korktum. Hanımım kısırdı. Artık, bana mirasçı olan ve Yakup ailesinden mirasçı olan bir veliyi bana bağışla, onu razı olarak yap RAB'bim!"

7- Ey Zekeriya! Gerçekten biz, daha önce kendisine hiçbir adaş/denk¹ yapmadığımız, ismi Yahya olan bir oğlan çocuğunu sana müjdeliyoruz.

¹: "semiyye=سميا" ifadesi adaş manasında da olabilir, benzer manasında da olabilir. (zamahşeri:keşşaf)

8- [Zekeriya] "RAB'bim! Hanımım kısır olduğu halde ve ben son derece büyüklüğe [yaşlılığa] ulaştığım halde benim bir oğlum nasıl olabilir?" dedi.

9- "İşte bunun gibidir. RAB'bin dedi ki: "O, bana oldukça kolaydır. Oysaki ben seni daha önceden yaratmıştım ve sen hiçbir şey değildin."

10- [Zekeriya] "RAB'bim! Benim için bir ayet [işaret] yap." dedi. [RAB'bin] "senin ayetin [işaretin] denk-sağlam¹ olduğun halde üç gece insanlarla konuşmamandır." dedi.

¹: "seviyyen=سويا" Zekeriya'nın sıfatıdır. Çeviri buna göre yapıldı.

"üç gece"'nin sıfatı olduğu da söylenmiştir. (Fahreddin Razi) buna göre "... üç tam/eşit gece, insanlarla konuşmamandır" şeklinde çeviri yapılabilir.

11- [Zekeriya] tapınağın ön tarafından milletinin karşısına çıkıp, "Sabah ve akşam, tenzih edin." diye onlara vahiy etti.

12-15- "Ey Yahya! Kitabı bir kuvvetle tut." [dedik]¹. Ona, çocukken hikmet² [akılla gerçeği tespit etme kabiliyeti], tarafımızdan bir sevecenlik ve bir arınmışlık verdik. O, korunup sakınan (takvalı) ve anne-babasına iyilik eden [biri] idi. Hiç zorba olmamıştı, isyankar da [olmamıştı]. Doğduğu gün, öleceği gün ve canlı olarak yeniden dirileceği gün onun üzerinde bir esenlik vardır.

¹: "Dedik" [قلنا] sözü hazf edilmiştir.

²:"hukm=الحكم" burada "hikmet" manasındadır. Hikmet ise akılla gerçeği tespit etmektir. Bunun "Kitabı anlamak ve dinde derin kavrayış sahibi olmak" manasında olduğu da söylenmiştir. (keşşaf sahibi müfredat : حكم)

16- Kitapta Meryem'i an! Hani ailesinden [ayrılıp] doğuda bir yere çekilmişti.

17- Onlardan beride bir örtü edinmişti. Derken, ruhumuzu ona gönderdik. [Ruhumuz] onun için, düzgün bir beşer kılığına girdi.

18- [Meryem] "Korunup sakınan biriysen gerçekten ben, senden Rahman'a sığınıyorum. " dedi.

19- [Ruhumuz] "Ben sana arınmış bir oğlan çocuğu bağışlayayım diye, sadece RAB'binin (sana gönderdiği) bir Elçiyim." dedi.

20- [Meryem] "Benim bir oğlan çocuğum nasıl olabilir ki? Bana herhangi bir beşer temas etmedi ve ben hiç taşkın-iffetsiz olmadım." dedi.

21- [Ruhumuz] "İşte bunun gibidir. RAB'bin dedi ki: "O, bana oldukça kolaydır. Onu insanlar için bir ayet [mucize] ve bizden bir rahmet yapalım diye [böyle yaptık]¹" dedi. Emir, tamamlanmış oldu." dedi.

¹: Ayetteki (ولنجعله) ifadesindeki (و) harfi, hazf edilmiş [atılmış] bir ifade olduğunu gösteriyor. Bir görüşe göre bu ifade (ولنجعله للناس فعلنا ذلك) takdirindedir. (keşşaf sahibi) çeviri buna göre yapıldı.

22- Ardından, [Meryem] onu yüklendi [hamile kaldı]. Onunla, uzak bir yere çekildi.

23- Derken, doğum sancısı onu Hurmanın dalına sürükledi, "Ne olurdu bana! Keşke bundan önce ölseydim ve iyice unutulmuş olsaydım!" dedi.

24-26- Alt tarafından ona "Üzülme! RAB'bin, alt tarafından bir akar su¹ yapmıştır. Hurmanın dalını kendine doğru silkele ki üzerine yaş taze hurma düşsün. Artık ye, iç ve gözün aydın olsun. Eğer, beşer olanlardan birini görürsen, "Ben, Rahman'a bir oruç adadım. Artık, bugün insan cinsiyle asla konuşmayacağım." de" diye seslendi.


¹; Doğum olayını gerçekleştirecek kadının batın bölgesinin suya

batırılması, takibinde ise doğum evrelerinden ilkinin veya tümünün suyun

altında gerçekleştirilmesi oldukça uzun bir geçmişe sahiptir. Bu

uygulamanın en temel nedeni ise doğum yapan kadının daha rahat

hareket etmesi ve ağrının hafiflemesi olarak saptanmıştır (Garland &

Jones, 2000; Toker & Ovalı Uran, 2015). Literatüre geçen araştırmalara

dayanarak suda doğum olayının, perine bölgesinin esnekliğini arttırmak,

perineal travmaları ortadan kaldırmak veya şiddetini önemli ölçüde

azaltmak gibi, doğum eyleminde annenin hissettiği ağrı ve rahatsızlığın en büyük sebepleri üzerinde önemli etkilere sahip olduğu kanıtlanmıştır

(Maude & Foureur, 2007; Cluett & Burns, 2009; Mollamahmutoğlu vd.,

2012).



27-28- [Meryem] onu taşıyarak halkına getirdi. [halkı] "Ey Meryem! Gerçekten sen büyük/acayip bir şey [meydana] getirmişsin" dediler. "Ey Harun'un(dinde) kardeşi¹! Senin baban kötü biri değildi ve annen taşkın-iffetsiz değildi."

¹: "kardeş" ifadesi, kur'an'da ve Arapça metinlerde sadece "aynı anneden ve babadan olma kardeş" manasıyla sınırlı değildir. Örneğin kur'an'da "kardeş ayet[mucize]" (zuhruf 48) denilir. Hâlbuki ayetler[mucizeler] gerçek anlamda kardeş değildir. "Semud [halkına] kardeşleri Salih'i [gönderdik]" (araf 73) denilir, Halbuki Salih, o halkın tamamına kardeş değildir. Sadece aynı halkta bulunmaktadır. "İnançlılar, sadece kardeştirler" (Hucurat 10)

peygambere isnat edilen bir sözde şöyle denir; "رحم اللّه أخي لوطا لقد كان يأوي إلى ركن شديد...". Allah, kardeşim Lut'a rahmet etsin. Elbetteki kendisi güçlü bir dayanağa sığınmakta idi..." (Duru-l mensur, Hud 78-80) Dikkat edilirse, peygamberimiz, Lut peygamberden "kardeşim (أخي)" diye bahsetmektedir. Bu da "kardeş" kelimesinin, sadece "aynı atadan olma kardeş" manasıyla sınırlı olmadığının delilidir. İlgili ayet "dinde kardeştir" manasında açıklanmıştır. (müfredat : اخ veya اخو) çünkü Musa'nın kardeşi olan Harun ile, isa'nın annesi olan Meryem aynı zamanda yaşamadı.

Farklı açıklamalar da yapılmıştır.

-"Meryem'in, Harun adında bir kardeşi vardır"

-"Harun adında, Salih bir kimse vardı, ona benzetilerek 'sen gözümüzde Harun gibiydin' demişlerdir". Bu da ilk yaptığımız açıklamaya çok yakındır.

Bazıları da Meryem'in, Harun soyundan geldiğini söyler. Bu tıpkı Arap soyundan olan birine "Ey Arapların kardeşi" demek gibidir. (Zamahşeri:keşşaf, kurtubi, Fahreddin Razi, duru-l mensur)

29-[Meryem] ona [çocuğa] işaret etti. [Milleti] "Beşikte çocuk olarak bulunan kimseyle nasıl konuşalım?" dedi.

30-33- [Çocuk] "kesinlikle Ben, Allah'ın kuluyum. Bana kitabı verdi¹, beni bir nebi yaptı, nerede olursam olayım beni mübarek [ilahi bereket kaynağı] yaptı, canlı olduğum sürece, yönelişi(namazı) ve zekatı bana vasiyet/emir etti. Beni anneme iyilik eden [biri yaptı], beni hiç zorba yapmadı, mutsuz da [yapmadı]. Doğduğum gün, öleceğim gün ve canlı olarak yeniden dirileceğim gün üzerimde bir esenlik vardır." dedi.


¹: İsa peygamber, kendisinin ileride kesinlikle kitabı (incili) alacağını ve peygamber olacağını bildiği için geçmiş zaman formu ile" verdi..yaptı.." demiştir. Kur'an, olayların kesinlikle olacağını vurgulamak için çoğu yerde geçmiş zaman formu ile olayları anlatır. (39:68; 75:8,9; 25:30; 7:44-48; 6:128; 20:125,126; 23:112-114) İsa peygamberin, çocukken peygamber olmayıp sonradan peygamber olduğunu düşünenler dediğim şekilde açıklamıştır, bazıları da onun çocukken peygamber olduğunu söylemiştir.(zamahşeri: keşşaf, kadı beydavi)

34- İşte bu Meryem'in oğlu İsa'dır. Hakkında şüpheli bir halde tartışmakta oldukları Hakkın sözüdür.

35- Allah için, herhangi bir çocuk edinmek olamaz! Ne münasebet! Herhangi bir işi tamamladığı¹ zaman ona sadece "ol" der, [o da] hemen olur.

¹: "kada=قضي" fiili, "tamamladı" mânâsına gelir. Örneğin biri ölünce ömrünün tamamlanması sebebiyle de bu fiil kullanılır (müfredat : قضي Fahreddin Razi, bakara 117)

36- Gerçekten Allah, RAB'bimdir ve RAB'binizdir. Artık ona kulluk edin. Bu, en doğruya ileten sapasağlam yoldur.

37- Onların aralarından partiler ayrılığa düştü. Çok büyük bir günün şahit oluşundan dolayı kafirler [gerçeği örtenler] için yazıklar olsun!

38- Bize geldikleri gün, onlar ne acayip işittiler! [ne acayip] gördüler! Fakat zalimler bugün apaçık bir kayboluşun içindedir.

39- Onları pişmanlığın günüyle uyar: o vakit onlar bir habersizlik içindeyken ve onlar inanamıyorlarken iş tamamlanmıştır.

40- Gerçekten biz, yere [dünyaya] ve onun üzerinde bulunan kimselere mirasçı oluruz. Sadece bize geri dönerler.

41-42- Kitapta İbrahim'i an. Gerçekten o, çokça doğru söyleyendi, bir nebiydi. Hani babasına "Ey babacığım! İşitmeyen, görmeyen ve sana hiçbir açıdan yarar sağlamayan [şeylere] neden kulluk ediyorsun?" demişti.

43-45- "Ey babacığım! Sana hiç gelmemiş bir bilgiden (bir pay) gerçekten bana gelmiştir. Artık bana uy, sana eşit bir doğru yolu göstereyim. Ey babacığım! Şeytana kulluk etme. Gerçekten şeytan, Rahman'a bir isyankar olmuştu. Ey babacığım! Gerçekten ben, Rahman'dan bir azab sana temas eder de şeytana bir veli olursun diye korkuyorum" [dedi].

46- [babası] "Tanrılarımdan yüz mü çevireceksin ey İbrahim? Eğer [yüz çevirmeye] son vermezsen, mutlaka seni taşlarım! Uzun bir süre benden uzak kal." dedi.

47-48- [İbrahim] "Esenlik üzerine olsun. RAB'bimden senin için bağışlanma isteyeceğim. Gerçekten o, bana çok lütufkardı. " dedi. "Sizden ve sizin Allah'tan beride dua ettiğiniz[şeyler]den kaçınıyorum. RAB'bime dua ediyorum, RAB'bimin duasında mutsuz olmamayı dilerim."

49- [İbrahim] onlardan ve onların Allah'tan beride dua ettikleri[şeyler]den kaçındığında, ona İshak'ı ve Yakub'u bağışladık. Her birini nebi yaptık.

50- Onlara Rahmetimizden bağışladık ve onlara çok yüce bir doğruluk dili yaptık.

51- Kitapta Musa'yı an. Gerçekten o, kendisini [Allah'a] adamıştı¹ ve nebi olan bir elçiydi.

¹: bu ifade "muhlis=مخلِص" olarak da okumuştur (verş mushafı, Fahreddin Razi). bu tercih edildi.

52- Ona, sağ taraf olan Tur'un  yanından seslendik ve onu gizli konuşmaya yaklaştırdık.

53- Rahmetimizden [dolayı] ona bir nebi olarak kardeşi Harun'u bağışladık.

54- Kitapta İsmail'i an. Gerçekten o, verilmiş söze sadık olandı ve nebi olan bir elçiydi.

55- Ailesine[halkına] yönelişi (namazı) ve zekatı emir etmekteydi ve RAB'binin katında razı olunmuştu.