4- Nisa suresi (hubeyb Öndeş meali)

En son güncellendiği tarih: May 23

Nisa suresi




1- Ey insanlar! Sizi, bir tek candan yaratan, ondan(onun türünden)¹, onun çiftini yaratan, o ikisinden pek çok erkekler ve kadınlar savuran [meydana getiren] RAB'binize (karşı gelmekten) sakının! Kendisiyle soruşturduğunuz/istekte bulunduğunuz Allah'a (karşı gelmekten) ve Rahimler'den de sakının. kesinlikle Allah, [en başından beri] üzerinizde devamlı bir gözetleyendir.




¹: genelde bu ifadenin tevratta anlatılan, "kadının erkeğin kaburga kemiğinden yaratılması" olayıyla alakalı olduğu düşünülmektedir; fakat “ondan” (minha=منها) ifadesinden, “onun bir parçasından” olduğu sonucu çıkmaz. Aynı ifade "kendi canınızdan eşler yaratan" (Rum 21) ayetinde de geçmektedir. Bu ifadeden, kadınların hepsinin erkeklerin bir parçasından yaratılmış olduğu şeklinde anlayamayız. "Kendi canınızdan bir Elçi geldi" (Tevbe 128) ayeti de aynı "min=من" harfi cerr'i ile gelmiştir. Bu sebeple ilgili ayeti "Onun türünden" olarak anlamalıyız.


Ya da bu ifade, hücre teorisi ile ilgili olabilir. Bu durumda "Can" dediği ilk hücredir. "ondan (o candan) kendisinin çiftini yarattı" ifadesi de hücrenin bölünerek çiftini meydana getirmesi ile ilgilidir.



2-3- Yetimlere mallarını verin, pis olanla temizi değiştirmeyin, onların [yetimlerin] mallarını, kendi mallarınıza [katarak] yemeyin/almayın. Kesinlikle bu, [en başından beri]¹çok büyük bir günahtı. Yetimler konusunda hakkaniyetsizlik etmekten korktuysanız [yetimlerin velisi olan]² kadınlardan sizin için temiz olanlar [ile] ikişer üçer dörder evlilik yapın. Artık, adil olamamaktan korktuysanız bir tanesiyle [evlenin] veya gücünüzün sahip olduğu (evlilik yoluyla sahip olduğunuz)³ [yeter]. İşte bu [hüküm] haksızlık yapmamanıza daha yakındır.⁴


¹: "ka'ne=كان" nakıs fiili, "idi" manası verir.



²: Bazen muzafun ileyh [tamlanan] hazf edilir, muzaf bundan bedel olarak tenvin veya harfi tarif alır. (İlhami haktan| Arapça dil bilgisi) Ayetteki "En-nisa=النساء" yani "kadınlar" ifadesi de harfi tarif yani "el=ال" takısı almıştır. Bu durumda muzafun ileyh hazf edilmiştir. İfadenin takdiri "Nisa-el yeteme=نسا اليتامى" yani "yetimlerin kadınları" olabilir. Buna delil Nisa 127. Ayettir. Genellikle "isteğe bağlı dört eş hakkı" olarak anlaşılmış olsa da ayetin bağlamında yetimlere bakma durumundan bahsedilmektedir. Bu durumda ayetin bu kısmı, yetimlerin velisi olan kadınlarla evlilikten bahsetmektedir.



Bu ifade, asla yetimlerle evliliğe bir delil değildir. Eğer, bazı meallerin parantez içinde yazdığı gibi yetimlerle evlilikten bahsediyor olsaydı "fenkihu-l yeteme=فانكحو اليتامى" veya en uygun şekilde "fenkihu hunne=فانكحو هن" yazması gerekirdi.



"Neden kadının dört eş alma hakkı yoktur?" sorusuna gelince: üstteki açıklamaya binaen ayetin amacı yetimlerin velisi olan kadınları ortada bırakmamak ve yetimlere sahiplik etmektir. Amaç bu olunca, yetimlerin velileri olan kadınlarla çok eşlilik hakkını İslam erkeğe vermiştir. Aksi taktirde hedefin dışına çıkılmış olurdu.




³: "Gücünüzün sahip olduğu" manası verilen bu ifade, bir açıklamaya göre "Nikah yoluyla sahip olduğunuz" anlamındadır. (kaynaklar için Nisa 24. Ayetin dipnotuna bakınız) bu durumda ayetin anlamı şu şekilde olur "onların [yetimlerin velisi olan kadınların] bir tanesiyle evlenin veya nikah yoluyla sahip olduğunuz size yeterlidir" Bu durumda "vahideten=واحدة" [bir tek kadını] ifadesi "evlenin" emrine bağlıdır. Devamında geçen "gücünüzün sahip oldukları" ifadesi ise mebni olduğu için mahallen merfudur. "Gücünüzün sahip oldukları size yeter" anlamındadır.



Bir başka alternatif olarak, bu ifade Nisa 24. Ayetteki kullanımı gereğince Mümtehine 10. Ayette bahsedilen muhacir kadınlar olabilir. Eşi müslüman olmayan ama kendisi müslüman olarak İslam ülkesine hicret eden kadın hükmen boşanmış sayılıyor. Benzeri bir açıklama, bir sahabe tarafından söylenmiştir. (Nisa 24. Ayetin dipnotuna bakınız)




Ayetteki "bir tek kadını" sözü "Vahidetun=واحدةٌ" şeklinde merfu olarak da okunmuştur. "bir tanesi yeterli" anlamındadır. (Zamahşeri:keşşaf) mevcut kıraat'te ise "vahideten=واحدةً" şeklindedir. Bu durumda amili "evlenin" fiili olur. "bir tanesiyle veya gücünüzün sahip olduğuyla evlenin" anlamında olur.



⁴: çok eşlilik için ilk hanımın onayının alınması daha uygundur.


Çünkü Nisa 19 "Kadınlara güzel dostluk edin", bakara 229 "Kadınları güzellikle [nikahınızda] tutun" ayetleri kadınlara iyi davranmayı emir etmekte; ayrıca Nisa 128. Ayette erkeğin başka bir eş alma isteği üzerine erkeğe ve kadına anlaşma yapmaları söylenmektedir.




4- (o) kadınlara [yetimlerin velisi olan kadınlara] sadakalarını titizlikle verin. Artık, ondan [sadakalarından] herhangi bir şeyi bizzat (nefsen) size temiz saydılar [bağışladılar] ise, onu rahat olarak afiyetle yeyin/alın.




5- Allah'ın, sizin için bir ayakta kalış [geçim kaynağı] yaptığı mallarınızı aklı zayıflara vermeyin. O [mallarınız] içinde onları rızıklandırın, giydirin ve bilinen iyiliğe uygun bir söz olarak onlara söyleyin.




6- Yetimleri evlilik çağına ulaşıncaya kadar sınayın. Artık, onlardan bir olgunluğu açık seçik gördüyseniz mallarını onları geri yollayın. Onlar büyüyorlar diye, onu [malı] israf ederek ve çabucak yemeyin! Kim bir zengin idiyse, iffetli olmaya çalışsın; kim çok fakir idiyse, bilinen iyiliğe uygun olarak yesin. Mallarını kendilerine geri yolladığınız zaman, onlara karşı şahit ettirin. Devamlı bir hesap eden olarak Allah yetti.




7- Meydana getirenlerin [anne-babanın] ve akrabaların bıraktığından, erkekler için bir nasip vardır; meydana getirenlerin [anne-babanın] ve akrabaların bıraktığından farz kılınmış [belirlenmiş] bir nasip olarak -ondan [bırakılandan] az veya çok- kadınlar için de¹ bir pay vardır.


¹: islamdan önce, cahiliye döneminde kadınların mirastan hakkı yoktu. (kurtubi ilgili ayet)

8- Kısmete [miras paylaşımına] hazır bulundukları zaman yakınlık sahiplerine, yetimlere ve yoksullara [gelince] ondan [kısmetten] onları da rızıklandırın. Bilinen iyiliğe uygun bir söz olarak onlara söyleyin.




9- Arkasından zayıf bir soy bırakacak olsa, onlara korkacak olan [o kimseler] çekinsinler. Artık, Allah'a (karşı gelmekten) sakınsınlar ve dürüst-adil bir söz söylesinler.




10- Gerçek şu ki, yetimlerin mallarını zulüm olarak yiyenler, karınlarının içine sadece bir ateş¹ yiyorlar ve çılgın Ateşi[n azabını] çekecekler!




¹: "Ateş" ile kasıt "haram" da olabilir. (kurtubi)


11- Allah, çocuklarınız hakkında vasiyet ediyor¹. Erkeğe, iki kızın payının misli vardır². Eğer, ikiden fazla kız idiyse, bırakılanın (mirasın) üçte ikisi onlarındır.³ Eğer, bir tek kız idiyse, yarım onundur. Eğer onun [ölünün] çocuğu varsa, bırakılandan⁴ ebeveynine [anne ve babasına] yani o ikisinden her birine altıda bir [pay] vardır. Eğer, hiç bir çocuğu yoksa ve onun ebeveyni [Anne ve babası] ona mirasçı oluyorsa, annesine üçte bir [pay] vardır. Eğer onun [üç veya üçten fazla]⁵ kardeşleri varsa annesine altıda bir [pay] vardır. [Vefat edenin] kendisiyle vasiyet yaptığı vasiyetin veya borcun ardındandır. Atalarınız ve oğullarınız.. onların hangisinin fayda bakımından size daha yakın olduğuna [dair] bilgi yakalayamazsınız. Allah'ın katından bir farzdır olarak [hüküm böyledir]. Kesinlikle Allah, [en başından beri] bir bilendi, bir hakimdi/hikmetliydi.


¹: bakara 180. Ayete göre bir kimse vasiyet etmek zorundadır. Eğer vasiyet etmedi ise, bu ayetteki vasiyet hükmü geçerlidir.


²: kur'an, evin geçimini, kadının ihtiyacı olan herşeyi erkeğin omuzuna yüklüyor, (bakara 233) üstüne evlenirken erkeğin kadına mehir vermesini emir ediyor. (Nisa 24-25) ve erkek eğer ayrılırsa bu mehirden bir çöp dahi alamıyor. (Nisa 20) - tabi kadının kendi rızasıyla bağışlaması müstesna (nisa 4)- ilaveten boşanma durumunda kadının bir müddet erkeğin mülkünde misafir olması ve hammilelik durumunda geçiçi bir süreliğine kadına nafaka verme görevi erkeğe verilmiştir. (Talak 3-6) Kadınını bu şekilde bir sorumluluğu olmadığı için mirastan, erkeğin fazla almasını vasiyet ediyor.


Bu oldukça adil bir emirdir.

Adaletsiz olduğunu iddia edenlerin aksine: eğer kadın ve erkek mirastan ikisi de eşit almış olsaydı, erkeğin mehir vermesi ve kadınları gözetleyci olmasından dolayı erkeklere adaletsizlik olurdu. Ayrıca ayetin bir bölümünde kadının ve erkeğin aynı payı aldığını görebiliriz.


İslam, hüküm vermeden önce, cahiliye döneminde kızlara mirastan pay verilmezdi. (kurtubi Nisa 7)

''iki kızın payının misli...'' yani mirası dörde bölüyoruz: her bir kıza 1/4 (toplamda 2/4) verilir; 2/4 bir erkeğe verilir.

³: Burada iki kızın alacağı pay belirtilmemiştir. Bu konuda kimileri hadislere dayanarak iki kızın payının da 2/3 olacağını savunmuştur.

Bazıları ise, ayetteki illetin "kızların ikiden fazla" olması durumunu göz önünde bulundurarak, iki kıza 2/3 pay vermenin doğru olmadığını savunmuştur.

Ancak doğru görünen ikinci görüştür. Sebebiyse önceki ifadede ''Erkeğe iki kızın misli kadar pay vardır'' demesi iki kız bir erkek oranını gösteriyor.


⁴: bu kısımdan itibaren "mimma tereke= مما ترك" denilmesi, mirastan kalan payı kapsadığını gösteriyor. ⁵: "ihvatun=إخوة" çoğuldur. Ancak çoğul, üç veya üçten fazlası için kullanılır. İki tane olan için çoğul değil, ikil [tesniye] kullanılır.

Sonraki ayette anlatılacak olan sistem üzerine bir dağıtım yapalım.

Ölen bir adamın bıraktığı 6000 TL'nin mirasçısı: Anne, Baba ve bir kız çocuğu olsun:

Öncelikle anne ve babaya 2/6 verilir (2000). Geriye kalan 4000 TL'nin 1/2'i (2000) tek kıza verilir. Kalanı, eğer erkek çocuk varsa ona; yoksa nisa 8. ayette anlatılanlara verilir.



12- [Eşlerinizin] kendilerine ait hiç bir çocuğu yoksa, eşinizin bıraktığının (mirasın) yarısı sizindir. O halde, kendilerine [eşinize] ait herhangi bir çocuk varsa [eşinizin] bıraktıklarından dörtte biri sizindir. [Vefat eden kadının] kendisiyle vasiyet yaptığı vasiyetin veya borcun ardındandır. Hiç bir çocuğunuz yoksa, bıraktığınızdan dörtte biri onlarındır [eşinizindir]. O halde, çocuğunuz varsa bıraktığınızdan sekizde biri onlarındır [eşinizindir]. Kendisiyle vasiyet ettiğiniz vasiyet yaptığınız vasiyetin veya borcun arındandır. Eğer kendisine mirasçı olunan adam veya bir kadın kelale¹ [Annesi-babası ve çocuğu olmayarak ölen biri] ise ve kardeşi veya kız kardeşi de var idiyse, o ikisinden her birine altıda bir [pay] vardır. Artık, onlar bundan daha çok idiyse, zarar vermeksizin kendisiyle vasiyet edilen vasiyetten veya borçtan sonra üçte bir konusunda ortaktır². Allah'tan bir vasiyet olarak [hüküm budur]. Allah, devamlı bir bilendir, bir halimdir.




¹: "kelale=كلالة" kelimesinin anlamı konusunda pek çok yorum vardır. En uygunu, peygambere isnat edilen bir hadiste yazdığı üzere "annesi-babası ve çocuğu olmaksızın ölen kimse" anlamındadır. (müfredat: كل)

²: Kuranda matematik hatası yoktur.

Bu ayetlerde miras dağıtımının neredeyse özetinin özeti verilmiştir. Bu durumu anlamayan kişiler kuranda bir matematik hatası olduğunu sanmıştır. Bazı durumlarda, özellikle de 12. Ayetteki durumla 11. Ayetteki durumu tek bir durum gibi kabul ettiğimiz durularda, ayetlerdeki oranlar tutmuyor gibi görünmektedir. Bu durum, Hz. Ömer döneminde de fark edilmiş ve Hz. Ömer bu duruma karşılık avliye, yani payın paydadan fazla çıktığı durumlarda payları eşitleme, yöntemine yönelmiştir.

Avliye yöntemi sağlıklı görünmediği için İbni Abbas'In farklı bir yöntem uygulayarak Hz. Ömere karşı çıkıp ''Eğer Allah'In öncelikli yaptıklarını öncelikli saymış; geriye bıraktıklarını geriye bırakmış olsaydı avliyeye gerek kalmayacaktı'' ve ''Allah, hissesi başka bir hissenin varlığında değişen Anne, Eş ve Kocayı öncelikli yaptı....'' dediği bilinmektedir.

Bu sisteme göre ayette bir matematik hatası yoktur. Nisa 11-12 ayetlerinde dikkat edilirse Annenin, eşin ve kocanın hissesi her durumda belirtiliyor; başka mirasçıarın varlığı onların hisselerini ortadan kaldırmıyor; sadece oranlarını değiştiriyor. Bu durumda öncelikle bu kişilerin payları verilmeli; geriye kalanı çocuklara verilmelidir.

Popüler Matematik hatası iddiasına şimdi br göz atalım;

Bir adam vefat etti; geride üc kız , anne ve baba, bir de eş bıraktı.

Öncelik sonralık sıralamasına uyulmadığı takdirde eşe verecek bir pay kalmıyor.

Şimdi bu sıraya uyarak bir dağıtım yapalım:

Bırakılan miras 18.000 ₺ olsun.

Önce eşe 1/8 (2.250) verilir. Kalan 15.750 TL, Anne ve Baba 2/6 (5.250) alır. Kalan 10.500 TL, üç kız 2/3 (7000) alır. geriye kalan 1/3 (3500) Nisa 8. ayette anlatılanlara: akrabalara, yetimlere ve yoksullara verilir.

Görüldüğü üzere herhangi bir matematik hatası yoktur.



13- işte bunlar Allah'ın sınırlarıdır. Kim Allah'a ve Elçisi'ne gönülden itaat ediyorsa, [Allah] onu alt taraflarından ırmaklar akan, içinde kalıcı oldukları cennetlere girdirir. İşte bu, çok büyük bir kurtuluştur.