5- Maide suresi (Hubeyb öndeş meali)

En son güncellendiği tarih: Şub 19

Maide suresi



1- Ey inanmış olanlar! Sözleşmelere (akitlere) vefa gösterin. Sağmal hayvanların yırtıcı olmayanları, siz ihramlıyken avı helal saymamanız şartıyla size helal edildi. Ancak, size okunup teşvik edilenler hariçtir. Gerçekten Allah, istediğini yapıyor..




2- Ey inanmış olanlar! Allah'ın işaretlerini¹, kutsal ay'ı², hediye kurbanı, [o kurbanlıkların] kolyelerini³ (bile), RAB'lerinden bir ikramı ve razı oluşu arayarak kutsal eve (beytü-l haram) yönelenleri ihlal⁴ etmeyin. İhramdan çıktığınızda avlanın. Herhangi bir milletin, kutsal mescitten (Mescidi haram'dan) sizi şiddetle geri çevirdiler diye, (sizde oluşturdukları) kini, sakın sizi haksızlık etme suçuna sevk etmesin. İyilik ve takva [korunup sakınma] konusunda destekleşin; kasıtlı suç ve düşmanlıklar konusunda destekleşmeyin. Allah'a (karşı gelmekten) sakının! Gerçekten Allah, sonucu [cezası] şiddetli olandır.




¹: Hac işaretleri kasıt ediliyor. Kasıt edilenin "din" olduğu da söylenmiştir. (kurtubi, kadı beydavi ilgili ayet)




²: kutsal aylar, kur'an'da anlatılmaz. Muhatabı bildiği için, kur'an tekrar etme gereği duymaz. "ay" ne kadar tekil geliyor olsa da,[ (ال) takısı sebebiyle, istiğrak yoluyla] geneli kapsaması da mümkündür. Bu sebeple "kutsal aylar" manası verilebilir.



³: "Boyunlarına kolye takılmış hediye kurbanlarının kolyelerine bile zarar vermeyin" şeklinde açıklanmıştır. (Zamahşeri:keşşaf) bu durumda "kolyeler (القلائد)" ifadesinin başındaki "el=ال" takısı muzafun ileyh'ten ivazdır. İfade aslında "kaleide elhediy=قلائد الهدى" yani "kurbanlıkların kolyelerine" takdirindedir.




⁴: bunların ihlali, özetle: haç işaretlerinin hafife alınması, saygısızlık yapılması, Hacca gelenleri engellemek, hacca gönderilen özel kurbanları çalmaya kalkışmak…




3- [Kesilmeksizin]¹ ölmüş hayvan, kan, domuzun eti, Allah'tan başkası [adına] seslenilerek kurban edilenler², boğularak öldürülen-ölen³, vurularak [dövülerek veya kendisine bir şey atılarak]⁴ öldürülen, yuvarlanarak-düşerek ölen, boynuzlanarak ölen ve yırtıcı hayvanın yediği size haram kılındı; ancak [ölümünü] sizin tamamladığınız⁵ (hayvanlar) hariç, [onlar helaldir]. Sunak üzerinde kesilenler ve şans okları ile kısmet aramanız da [haram kılındı]. İşte bunlar, haddi aşmaktır. Bugün (bu dönem), gerçeği örtmüş olanlar dininiz'den umudu kestiler, o halde onlardan çekinmeyin ve benden çekinin. Bugün (bu dönem), sizin için dininizi kemale erdirdim [tamamladım], size nimetimi tamamladım ve din olarak sizin için islama [barış ve yaratıcıya teslimiyete] razı oldum. Artık, kim kasıtlı suça (günaha) yönelici olmamak şartıyla, şiddetli açlık içinde (bunları yemeye) mecbur kalırsa, [bilsin ki] kesinlikle Allah, çok bağışlayandır, rahimdir.



¹: (müfredat : موت)



²: (müfredat: هلل)



³: Biri tarafından veya kendiliğinden bir kaza sebebiyle boğularak ölen hayvan anlamındadır. (müfredat: خنق, kurtubi, zad'ul mesir)



⁴: (Müfredat: وقذ, kurtubi)


Ayrıca bu ifade, kurbana eziyet etmeyi de yasaklamaktadır. Çünkü bir kurbanı döverek veya herhangi bir şeyle vurarak öldürmek ona bir eziyettir.




⁵: "zeket=زكاة" aslen "tamamlamak" anlamındadır. (kurtubi, zad'ul mesir) Yani "Ölümünü sizin tamamlamış olduğunuz helâldir" anlamındadır. İstisna, sadece "yırtıcı hayvanların yediği" ifadesinden yapılan bir istisna olabilir. Bu durumda "yırtıcı hayvanın saldırısına uğramış ama ölümü sizin elinizle gerçekleşmiş olanlar helâldir" anlamındadır. İstisna, "boğularak öldürülen" kısmından itibaren yapılan bir istisna olabilir. Yani "Düşerek, boğularak, boynuzlanarak ölmek üzere iken ölümü sizin elinizden olanlar size helâldir" anlamındadır. (Fahreddin Razi)




⁴: "Dininizi kemale erdirdim [tamamladım]." cümlesinden itibaren yazanlar, ara cümle olarak öncekinden bağımsız gibi görünüyor olsa da bağlıdır. Çünkü dini tamamlamak, ancak din içi hükümleri tamamlamak ile olur. Bu ayet de hükümleri tamamlamaktadır.




4- Kendilerine helal kılınanın ne olduğunu sana soruyorlar, "Temiz olanlar ve yırtıcı hayvanlardan eğitmen olarak öğretmiş olduğunuz ne ise o size helal kılındı. Onlara [o hayvanlara], Allah'ın size öğrettiğinden öğretiyorsunuz. O halde, [o hayvanların] size karşı tuttukları[yakaladıkları]ndan yeyin, üzerlerine Allah'ın ismini anın ve Allah'a (karşı gelmekten) sakının. Gerçekten Allah, hesabı seri olandır.




5- Bugün temiz olanlar helal kılındı. Kendilerine kitap verilmiş olanların yemeği size helâldir; sizin yemeğiniz de onlara helâldir. İnançlı kadınlardan iffetli/özgür olanları ve sizden önce kendilerine kitap verilmiş olanlardan iffetli/özgür kadınlar¹, korunmuş [iffetli] olarak, iffetsiz olmamak ve zina arkadaşları edinenler olmamanız şartıyla kendilerine mehirlerini verdiğiniz zaman [size helâldir]. Kim, inancı göz ardı ederse [bilsin ki] eylemi boşa gitmiştir. Hemde o, ahirette [son hayatta] kaybedenlerdendir.




¹: kendilerine kitap verilmiş kimselerden yani Yahudi, Hristiyan, sâbiî ve belki daha adını duymamış olduğumuz diğer grupların kadınlarıyla evlilik yapmak, kafir veya müşrik olmadıkları sürece bu ayete göre helâldir. Gerçeği, yani islamın doğruluğuna kanıtları görmemiş birisi, kafir [gerçeği örten] olamaz. İsa'yı Tanrı olarak görmeyen bir Hristiyan da müşrik olamaz. Günümüzde halen isa'nın Tanrı olmadığına inanan Hristiyanlar mevcut.




Bazıları bu ayetin bir nevi tarihsel olduğunu ve nesh olduğunu iddia etmiştir. Ancak bu ayet, son gelen ayetlerden olduğu için, önce gelen evlilik yasağı ayetleri bu ayeti nesh edemez. Önce gelenin sonra geleni nesh etmesi olamaz. Kaldı ki, kur'an'ın hiçbir ayeti diğerini hükümsüz bırakamaz. Her ayet duruma göre geçerlilik kazanır.


Bazıları ise bu ayet ve tevbe 31. Ayeti bir araya getirip "kitap ailesi (Yahudi ve Hristiyanlar) da müşrik olmuştur. Kitap ailesi ile evliliğe onay, müşrikler ile evliliğe onay demektir" demiştir. Ancak bu bayağı bir zorlama yorumdur. Çünkü kur'an kitap halkından olan herkesin müşrik olmadığını ve içlerinden doğru kimselerin olduğunu belirtmiştir. (Alimran 110-115)




Kur'an'ın, Yahudi veya Hristiyan olan kişilerle evliliğe onay verip, müşrik (bakara 221) ve kafir [gerçeği örten] kişilerle (Mumtehine 10) evliliği yasaklama nedeni ise, dönemsel olarak ele alırsak güvenlik amaçlıdır. Çünkü hem tarih hemde kur'an şu gerçeği gösteriyor ki: tarihte müslümanlara en yakın davrananlar özellikle de Hristiyanlar olmuştur. Müşrikler ise, İslama ve müslümanlara oldukça düşmanca davranmıştır.



6- Ey inanmış olanlar! Yönelişe (namaza) doğru kalktığınız zaman, yüzünüzü ve dirseğe kadar¹ ellerinizi yıkayın. Başınızı mesh edin ve iki topuğunuza kadar ayaklarınızı [yıkayın]². Cünüp olmuşsanız temizlenin. Hasta veya bir yolculuk üzerindeyseniz veya sizden biri tuvaletten gelmiş ise veya kadınlarla birliktelik yaşamışsanız, ardından da su bulamıyorsanız[kullanamıyorsanız], temiz bir yeryüzüne teyemmüm edin, ardından yüzünüz ve elleriniz ile ondan [bir parçayı] mesh edin. Allah, (bunu) size herhangi bir zorluk [olması] için istemiyor; fakat sizi temizlemek için ve nimetini size tamamlamak için istiyor. Şükretmeniz beklenir.





¹: "ila=إلى" harfi cerr'i, "-e kadar, o kısımda dahil" manasındadır. Yani dirsek de yıkanmak zorundadır. Gelenekte bazıları dirseği yıkmanın gerekmediğini savunmuş olsa da, bu tarz konularda riskten en uzak olanı tercih etmek gerekir. Hemde elçinin dirseğini yıkamış olduğuna dair kaynaklar (Zamahşeri:keşşaf) varken dirseği yıkamak gerekir. Bu kadar basit konular üzerinde durmaya, tartışmaya gerek yoktur. İsrail oğulları, ineğin rengini sorarak aşırı detaya girmişti. Kur'an onların bu tutumunu eleştiriyor iken (bakara 68-71) bize düşen onlar gibi olmamaktır.




²: Bu ifade, "erculEkum=أرجلَكم" ve "erculİkum=أرجلِكم" olarak iki şekilde de okunmuştur. (Zamahşeri:keşşaf)


İlkinde "ayaklarınızı yıkayın" manasına, diğerinde "ayaklarınızı mesh edin" mânâsına gelir.


Elçinin, bir takım kişilerin abdest alırken topuk kısmının kuru kaldığını görünce onları kınamış olduğu söylenir [Ebu Davud taharet 44]. Delil çokluğu, ilk okuyuşu destekler.




³: "vecede=وجد" fiili, sadece "bulmak" manasıyla sınırlı değildir. Mesela su kullandığı takdirde hastalığı artacak biri suyu bulsa bile "suyu kullanmaya imkan bulamayan" kategorisine girer. Örneğin Maide 89. Ayette aynı fiil, "[bunları yapacak maddi imkan] bulamayan" manasında kullanılıyor.




7 - Allah'ın size olan nimetini ve pekiştirilmiş anlaşmasını -ki, "işittik ve gönülden itaat ettik" dediğinizde onunla karşılıklı pekiştirilmiş anlaşma yapmıştınız- hatırlayıp anın. Allah'a (karşı gelmekten) sakının. Kesinlikle Allah, göğüslerin özünü devamlı bilendir.




8- Ey inanmış olanlar! Allah için hakkaniyet ile gözeten şahitler olun. Bir milletin (sizde oluşturduğu) kini, sakın sizi adaletsizlik yapma suçuna sevk etmesin! Adil olun, o takvaya [korunup sakınmaya] daha yakındır. Allah'a (karşı gelmekten) sakının. Gerçekten Allah, eylemlerinizden devamlı haberdardır.




9- Allah, inanmış ve düzgün-iyi eylemlerde bulunmuş olanlara söz verdi: kendileri için bir bağışlanma ve çok büyük bir ödül vardır.




10- gerçeği örtmüş ve ayetlerimizi [işaretlerimizi] yalanlamış olanlar (evet!) işte onlar, kızgın ateşin (Cahim'in) dostlarıdırlar.




11- Ey inanmış olanlar! Allah'ın, üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Hani bir millet size ellerini uzatmaya kalkışmıştı, ardından onların ellerini sizden çekmişti. Allah'a (karşı gelmekten) sakının. İnançlılar, sadece Allah'a güvenip dayansın (tevekkül etsin).



12- Elbetteki Allah, israil'in oğullarının pekiştirilmiş anlaşmalarını almış ve kendilerinden on iki başkan yönlendirmişti. Allah "Kesinlikle ben, sizinle birlikteyim. Eğer, yönelişi (namazı) ayakta tutar, zekâtı verir, elçilerime inanır, onlara yüceltme ile birlikte yardım eder¹ ve Allah'a güzel bir ödünç olarak ödünç verirseniz sizin hakkınızda çirkinlerinizi [kötülüklerinizi] tamamen örtüp kaybederim ve alt taraflarından ırmaklar akan cennetlere sizi mutlaka girdiririm. Bundan sonra, sizden kim gerçeği örtüp göz ardı ettiyse, [bilsin ki] yolun ortasını kaybetmiştir.




¹: (müfredat : عزر)




13- Ardından, sağlam sözlerini bozmuş olmaları nedeniyle, onları lanetledik [rahmetimizden engelledik] ve kalplerini kaskatı yaptık. Onlar, 'kelimeyi' yerinden oynatıyor [tahrif ediyor]. Kendisiyle hatırlatıldıkları (vahiy)'den bir payı unuttular. Kendilerinden pek azı hariç, onlardan bir ihanete muttali olmaya [görmeye] ara vermezsin (sürekli ihanet görürsün). Artık, onları affet ve hoşgörülü ol.¹ Kesinlikle Allah, güzellik edenleri seviyor.




¹: Allah, bizzat kendisinin eleştirdiği ve rahmetinden engellemiş olduğunu söylediği yahudilere karşı, elçisi'ne "hoşgörülü davran" demekte ve bize onu örnek almamız gerektiğini söylemektedir. (Ahzab 21) Ama maalesef bugün çoğu müslüman, kendi inancından olmayan insanları geçin, kendisiyle aynı inanca sahip müslümanlara karşı görüş farklılığı sebebiyle tekfir edip düşman kesilmektedir. Asırlardır müslümanı, bir başka müslümanın katili yapan en önemli sebep, görüş farklılığına saygı duymamaktır.




Ayrıca bu ayet, bizimle aynı inançtan olmayan kişilere hoşgörülü olmamız gerektiğinivbelirtmektedir. Sırf inancı bizim inancımızdan farklı diye herhangi bir insana düşman olmamız gerekmez. (Mumtehine 8)




14- "Gerçekten biz, hristiyanız" demiş olanlardan [bir kısmının] pekiştirilmiş anlaşmalarını aldık. Ardından, kendisiyle hatırlatıldıkları (vahiy)'den bir payı unuttular. Ardından, kıyamet gününe kadar aralarına düşmanlıklar ve sevgisizlikler yapıştırdık. Yakında Allah, tasarlamakta oldukları [şeyleri] kendilerine haber verecektir.






15- Ey kitap halkı! Kitap(lar)dan¹ gizlemiş olduğunuz² (şeylerin) bir çoğunu size açıklayan, bir çoğunu affeden elçimiz size gelmiştir. Allah'tan bir nur ve³ apaçık bir kitap size gelmiştir.




¹: istiğrak yoluyla, [cins ismi olarak] "kitaplar" manasında da olabilir. Ki doğru olan da budur. Çünkü elçi, sadece bir kitabı değil, tüm kitapları açıklıyordu.




²: arapçada bir şeyin tamamını söyleyip, bir kısmını kasıt etmek dediğimiz bir olay vardır. (bkz: belegat | zikru-l bad, iradetu-l kul) burada da "siz" diyerek içlerinden sadece gerçeği örten din adamları kasıt edilmiştir.




³: buradaki "ve =و" sıla olarak kullanılmış olabilir. Bu takdirde manası "bir nur yani apaçık bir kitap size gelmiştir" manasındadır.




16- Allah onunla [apaçık kitap ile] Rızasına uyan kimse[ler'i], esenlik yollarına yumuşakça iletiyor, kendi izniyle onları karanlıklardan aydınlığa çıkarıyor ve onları dosdoğru bir yola yumuşakça iletiyor.




17- "Gerçekten Allah, Meryem oğlu Mesih'in kendisidir" diyen kimseler, elbetteki gerçeği örtmüştür. "O halde Allah, Meryem'in oğlu Mesih'i, onun annesini ve yerdeki [dünyada] kimseleri topluca helak etmeyi istese, Allah'tan herhangi bir şeye sahip (engel) olacak kimdir?" de. Göklerin, yerin [tüm evrenin] ve ikisi arasındakilerin(Evrenin içindekilerin) krallığı (mülk) Allah'a aittir. Tercih ettiğini yaratıyor. Allah, her şeye imkanı olandır.




18- Yahudiler ve Hristiyanlar, "Biz, Allah'ın oğullarıyız ve onun sevgilileriyiz" dediler. "Ohalde cezayıgerektiren işleriniz sebebiyle neden size azap ediyor? Aksine! Siz, [Allah'ın] yaratmış olduklarından bir beşersiniz. [Allah] kimi tercih ediyorsa onu bağışlıyor, kimi tercih ediyorsa ona¹ azap ediyor. Göklerin, yerin [tüm evrenin] ve ikisinin asında (içinde) bulunanların krallığı (mülk) Allah'a aittir. Dönüş, sadece onadır.




¹: bu manada olan ayetlerde "kimi tercih ediyor?" sorusunu sorarak diğer ayetlerden Allah'ın sadece tercihe göre tercihte bulunduğunu anlıyoruz. Örneğin Rad 27. Ayette "Allah [samimi bir şekilde] kendisine yönelen kimseye hidayet ediyor [doğru yola iletiyor]" diyerek, tercihin yine doğru tercihe dayandığını görüyoruz.




19- Ey kitap ailesi! Elçiler'den [gelenlerin] ara vermesi üzerine "bize bir müjdeci[türün]den ve bir uyarıcı[türün]den [kimse] gelmedi" dersiniz¹ diye elçimiz sizin için açıklayarak size gelmiştir. Artık, müjdeciler ve uyarıcılar size gelmiştir. Allah, her şeye imkanı olandır.




¹: bugün bizim için bir müjdeci ve bir uyarıcı olarak kur'an gelmiştir. Bu nedenle biz de bu sözü söyleyemeyiz.




20- Bir zamanlar Musa, milletine "Ey milletim! Allah'ın üzerinizdeki nimetini hatırlayıp anın. Hani içinizde nebi'lrt meydana getirdi, sizi yöneticiler yaptı ve size âlemlerden [tüm varlıklardan] hiç birine hiç vermediğini size verdi." demişti.



21- "Ey milletim! Allah'ın size yazdığı (bu) kutsal yere [bölgeye]¹ girin; arkanıza geri dönmeyin. Aksi halde kaybedenler olarak dönersiniz."



¹: "Arz=الأرض" bazen tüm dünyayı, bazen ise bir bölgeyi kasıt etmek için kullanılır.