• Hubeyb Öndeş

57- Hadid suresi (Hubeyb öndeş meali)

En son güncellendiği tarih: Eki 9


2- Göklerin ve yerin [tüm evrenin] yönetimi sadece onundur. O, her şeye imkanı olan iken, can veriyor ve can alıyor.

3- O, her şeyi devamlı bilen olarak 'ilk'tir, 'son'dur, zahirdir [varlığının gerçeği ortadadır] ve batındır [duyu organlarından saklıdır].

4- O, gökleri ve yeri [tüm evreni] altı günde (dönemde) yaratan, sonra Arş'ı [yönetimi]¹ hükümranlığı² altına alandır. Yere gireni ve ondan çıkanı; gökten ineni ve ona yükselerek gideni biliyor. Nerede olursanız olun, o sizinle birliktedir. Allah, eylemlerinizi bir devamlı görendir.

¹:"Arş =عرش" aslen "kürsü" demektir. Fakat bu kelime "yönetim, güç, saltanat, mülkiyet" manasında da kullanılmıştır. Örneğin "kralın Arşı" ile "kralın mülkü, saltanatı" kasıt edilmiştir. (müfredat : عرش, Fahreddin Razi) buradan anlıyoruz ki, Allah'ın Arşı ile kastedilen, onun mülkü, yani yönetimidir. Ayrıca, "Arş'a [taht'a] istiva etmek" ifadesi, kralın bir şeyi mülküne alması, kral olması anlamında kinaye olarak kullanılır. (keşşaf sahibi)

²: "ıstiva = استوى" fiili "ale =على" harfi cerr'i ile "istila etmek" yani "hükümranlığı altına almak" mânâsına gelir (müfredat :سوا) bu Ayette de aynı şekilde kullanıldığı için bu mana verildi.

5- Göklerin ve yerin [tüm evrenin] yönetimi sadece onundur. İşler/durumlar, sadece Allah'a döndürülür.

6- Geceyi, gündüzün içine geçiriyor ve gündüzü, gecenin içine geçiriyor. O, göğüslerin sahibini devamlı bilendir.

7- Allah'a ve Elçisi'ne inanın. Sizi, kendisin[in tasarrufuna] geçirmeyi/sahip yapmayı istediği [şeylerden/mallardan] harcama (infak) yapın. Artık, sizden olup inanmış ve harcama (infak) yapmış olanlara [gelince] onlara çok büyük bir ödül vardır.

8- Elçi, RAB'binize inanmanız için size dua ediyorken, size ne var ki Allah'a inanmıyorsunuz? Oysaki, eğer inançlı idiyseniz, pekiştirilmiş anlaşmanızı almıştı.

9- O, sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için kuluna apaçık ayetleri kısım kısım indirendir. Kesinlikle Allah, size karşı gerçekten de rauf'tur, rahim'dir.

10- Göklerin ve yerin [tüm evrenin] mirası sadece Allah'a ait olduğu halde size ne var ki Allah'ın yolunda harcama (infak) yapmıyorsunuz? Sizden (içinizden) Fetih'ten önce harcama (infak) yapmış ve savaşmış kimse[ler] eşit olmaz. İşte onlar, ondan [fetih'ten] sonra harcama (infak) yapmış ve savaşmış olanlardan dereceler bakımından daha büyüktür. Her birine, Allah en güzelini söz verdi. Oysaki Allah, eylemlerinizden haberdardır.

11- Allah'a güzel bir ödünç¹ olarak ödünç verip de [Allah'ın] kendisine [veren kimseye] onu [verdiği ödüncü] kendisi için kat kat artırdığı ve kendisi için çok değerli bir ödül olan [kişi] kimdir?

¹: Muhammed 7. Ayetin dipnotuna bakınız.

12- İnançlı erkekleri ve inançlı kadınları, kendilerinin aydınlığı (Nur'u) önlerinde ve yeminlerinde/sağlarında koşarken göreceğin günü [an!] "Bugün, müjdeniz alt taraflarından ırmaklar akan, içinde kalıcı olunan cennetlerdir. İşte bu, büyük kazancın ta kendisidir."

13- [göreceğin gün] yani, münafık [ikiyüzlü] erkekler ve münafık [ikiyüzlü] kadınların, inanmış olanlara "Bize bakın da aydınlığınızdan almaya çalışalım" diyeceği günü [an!] "arkanıza dönün de herhangi bir aydınlık arayın!" denildi. Ardından, karnında rahmetin bulunduğu ve sırtında [arkasında] kendi yönünden azabın bulunduğu bir kapıya [sahip olan] bir duvar aralarına vuruldu [çekildi].

14- Onlara "Sizinle hiç birlikte değil miydik?" [diye] seslenilir. "Tabi, fakat siz kendi canınızı fitnelediniz [yaktınız], gözetlediniz, şüphelendiniz ve Allah'ın emri gelene kadar kuruntular sizi kandırdı. Çokça kandıran, sizi Allah ile kandırdı." dediler.

15- "O halde bugün, sizden de, gerçeği örtmüş olanlardan da herhangi bir fidye alınmaz. Barınağınız cehennemdir, o sizin sahibinizdir ve ne kötü dönüş yeridir!"

16- İnanmış olanlar için 'Allah'ın hatırlatması'na (zikrine) ve Hak'tan önce indirdiği [şeylere] karşı kalplerinin saygılı olmalarının ve önceden kitap kendilerine verilmiş, ardından belirli süre kendilerine uzun gelmiş¹ böylece kalpleri katılaşmış [kişiler] gibi olmamalarının zamanı hiç gelmedi mi? Onlardan [kitap verilmiş o kimselerden] pek çoğu hadlerini aşanlardır.

¹: yani "o süreyi çok uzun bulup sabır edemediler" anlamındadır.

17- Bilin ki, Allah yeri [dünyayı] ölümünden sonra diriltiyor. Akıl etmeniz beklendiği için, ayetleri [işaretleri] size açıklamıştık.

18- Gerçekten, doğrulayan/sadaka veren¹ erkekler, doğrulayan/sadaka veren kadınlar ve Allah'a güzel bir ödünç olarak ödünç vermiş [kimselere gelince]² kendileri için [ödünçleri] kat kat artırılır. Kendileri için, çok değerli bir ödül vardır.

¹: "doğrulayan" mânâsına gelecek şekilde "musaddik=مصدق" olarak da okunmuştur. "Bağışlayan/sadaka veren" anlamında olacak şekilde "muteseddik=متصدق" olarak da okunmuştur. (Beydavi, kurtubi)

²: Manaya atfen "ellezine ekredu=الذين اقرضو" manasındadır. (Beydavi)

19- Allah'a ve Elçisi'ne inanmış olanlara [gelince] işte, çokça dürüst olanlar ve RAB'lerinin katında şahitler olanlar asıl onlardır. Kendileri için, ödülleri ve kendilerinin aydınlığı vardır.¹ Gerçeği örtmüş ve Ayetlerimizi [mucizelerimizi] yalanlamış olanlara [gelince] İşte, kızgın ateşin dostları, asıl onlardır.

¹: "şuhedau=شهداء" ifadesi müpteda, "inde rabbihim=عند ربهم" ifadesi ise haber kabul edilebilir. (Beydavi) buna göre "... çokça dürüst olanlar işte onlardır. Şahitler, RAB'lerinin katındadır..." şeklinde de meal edilebilir.

20- Bilin ki: Dünya [ilk] hayatı, sadece bir oyun, bir oyalanma, bu süs, aranızda bir övünme ve mal ve çocuklar konusunda bir çoğalmadır, bitkileri Kafirlerin/çiftçilerin¹ hoşuna giden bir yağmur yardımı gibidir. Sonra [o bitki] olgunlaşır, ardından onu sararmış görürsün. Sonra, bir yığın çer çöp olur. Ahirette [son'da] şiddetli bir azap ve Allah'tan bir bağışlanma ve çokça razı oluş vardır. Dünya [ilk] hayatı, ancak çokça aldatanın geçimidir.

¹: Her iki anlama da gelebilir. (müfredat : كفر, beydavi) çünkü "küfr=كفر" aslen "bir şeyi örtmek" demektir. Kâfirler, Gerçeği örtenlerdir. Çiftçi ise, ektiği tohumun üzerini örtendir. Ayet her iki şekilde de anlaşılmıştır.

21- RAB'binizden olan bir bağışlanmaya ve genişliği, Göğün ve yerin genişliği gibi olan ve Allah'a ve Elçisi'ne inanmış olanlar için hazırlanmış olan cennete doğru yarışın. İşte bu, Allah'ın tercih ettiği kimseye verdiği ikramıdır. Allah, en büyük ikramın sahibidir.

22- Yerde ve kendi benliklerinizde, sıkıntıdan size ne isabet ettiyse, onu¹ örneksizce yaratmamızdan önce mutlaka bir kitapta vardır. işte bu, Allah'a göre çok kolaydır.

¹: "onu" zamiri, Yere de işaret edebilir, nefislere de, isabet edene de..(Fahreddin Razi) Hepsinde de anlamlar birbirine yakındır. Bu ayet, determinizm yani bilimsel kadercilik ile uyumludur. Determinizm'e göre, evrendeki her şey belirlenmiştir. Ayette de, olaylar gerçekleşmeden önce bir kitapta yazılı yani belirlenmiş olduğu anlatılmaktadır.

Bu ayetten, iradenin olmadığı sonucu çıkmaz. İrade dışı gerçekleşen olayların en başından beri belirlenmiş olduğu sonucu çıkar. Tamamen iradenin olmadığı sonucu çıksaydı, insan 3. Ayetle çelişirdi.

23- Kaçırdığınıza çaresizce üzülmemeniz ve size verilene sevinip böbürlenmemeniz için...¹ Gerçekten Allah, küçümseyen böbürlenenlerin tümünü sevmez.

¹: "ehbarnekum=أخبرناكم" yani "Size haber verdik" fiili hazf edilmiştir. (Müşkül i'rab-ul kur'an) ayet "...böbürlenmemeniz için size haber verdik" anlamındadır. Ya da önceki ayete bağlı olarak "...böbürlenmemeniz için, bir kitaptadır" anlamına gelebilir.

24- O [küçümseyen böbürlenen kimseler] ki, cimrilik eder ve insanlara cimriliği emir ederler. Kim, yüz çevirdi/onlara yöneldi ise [bilsin ki] kesinlikle Allah, asıl zengindir, övgüye layık olandır.

25- Elbetteki, Elçilerimizi açık kanıtlarla göndermiştik. İnsanların, hakkaniyeti ayakta tutmaları [gereğince yerine getirmeleri] için ve Allah'ın, kendisine¹ ve Gayb'da [yalnızken] Elçisi'ne yardım eden kimse[ler'i] bilmesi için² onlarla [Elçilerle] birlikte kitabı ve teraziyi indirdik. İçinde şiddetli bir zorluk ve insanlar için faydalar bulunan demiri indirdik³. Gerçekten Allah, güçlüdür, devamlı üstündür.

¹: Muhammed 7. Ayetin dipnotuna bakınız.

²: "li ya'leme=ليعلم" ifadesi, "li yekumu=ليقمو" ifadesinin mahaline atıftır. (zad'ul mesir) çeviri buna göre yapıldı.


³: Demirin çöl tozlarıyla birlikte gökten indiği bilinmektedir. Bununla ilgili Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi şöyle demektedir: Çöl tozları içinde bulunan demirIII , bulut içerisinde Güneş ışığının etkisiyle +3 halden +2 hale indirgenmektedir. İndirgenmiş demirII yağışlar sonucunda yeryüzüne indiğinde bitki, toprak ve su kaynakları için önemli fonksiyonlar görmektedir (Saydam, 2010: 38). Kaynak: Fırat üniversitesi sosyal bilimler dergisi Cilt: 22, Sayı: 2, Sayfa: 1-15, ELAZIĞ-2012 ÇÖL TOZLARININ TÜRKİYE’DE DOĞAL VE BEŞERİ ORTAM ÜZERİNE ETKİSİ Link: dergipark.org.tr › article-filePDF çöl tozlarının türkiye'de doğal ve beşeri ortam üzerine etkisi - DergiPark


Detaylı bilgi için

: https://www.bilimveyaratilisagaci.com/2018/10/71-demirin-gokten-yagmurla-inisi-hadid-25/


26- Elbetteki, Nuh'u ve İbrahim'i de göndermiştik. O ikisinin soyunun içine, peygamberliği ve kitabı yerleştirdik. Onlardan, yol bulanlar/arayanlar vardır. Onlardan pek çoğu hadlerini aşanlardır.

27- Sonra, onların eserleri/izleri üzerine Elçilerimizi ardına taktık (birbirinin ardından gönderdik) ve Meryem'in oğlu İsa'yı da taktık (gönderdik), ona İncili verdik, ona bağlı olanların kalplerine şefkati ve rahmeti yerleştirdik. Kendilerine yazmadığımız ruhbanlığa, ancak Allah'ın çokça razı oluşunu arayarak başladılar. Ardından, ona riayetinin hakkıyla riayet etmediler. Ardından, onlardan inanmış olanlara kendi ödüllerini verdik. Onlardan pek çoğu hadlerini aşanlardır.

28- Ey inanmış olanlar! Allah'a(karşı gelmekten) sakının ve Elçisi'ne inanın ki, onun [Allah'ın] rahmetinden size iki pay verilsin, sizin için kendisiyle yürüyeceğniz bir aydınlık meydana getirsin ve sizi bağışlasın. Allah, çok bağışlayandır, rahimdir.

29- Kitap halkının (ehli kitabın), Allah'ın ikramından hiçbir şeye imkanları olmadığını ve ikramın, Allah'ın elinde [gücünde] olup, onu tercih ettiği kimseye verdiğini bilmesi içindir.¹ Allah, çok büyük bir ikram sahibidir.

¹: "li enle=لئلا" ifadesinin sonundaki "le=لا" zaiddir. Yani anlamı kuvvetlendirmek için fazladan gelmiştir. Yoksa cümleye "bilmemeleri içindir" şeklinde bir anlam katmaz. Farklı iki okuyuşta "li key ya'leme=لكي يَعْلَمَ" ve "li en ya'leme =لأن يَعْلَمَ" şeklinde nefy eden "le=لا" nin bulunmaması bunu doğrular. (Nehhas: i'rab-ul kur'an, zad'ul mesir, beydavi)

Ekran Alıntısı.PNG
Ekran Alıntısı.PNG
Screenshot_2020-01-23-20-01-53-358_com_e
20190410_220809.jpg
Ekran%20Al%C4%B1nt%C4%B1s%C4%B1_edited.j

Blog sitelerim

Takip etmeniz önerilir

  • YouTube
  • Facebook - White Circle
  • Instagram - White Circle

Hubeyb öndeş