ZALİMLER 22 YAŞINDAKİ GENÇTEN BİLE KORKUP İDAM ETTİLER İBRAHİM ETHEMİ
ZULMÜN KORKUSU, MASUMUN ŞEHADETİ: İBRAHİM ETHEM BEY VE İSTİKLAL MAHKEMELERİNİN GÖLGESİNDE BİR ADALET TALEBİ
GİRİŞ: 22 YAŞINDA BİR DEHA, REJİMİN KABUSU
Tarih, bazen en parlak yıldızlarını en karanlık gecelerde kaybeder. İşte İbrahim Ethem Bey, böyle bir kayıptır. Henüz 22 yaşında, ince ve uzun boylu, yakışıklılığıyla dillerde destan, hafızlığıyla gönüllerde taht kurmuş, hitabetiyle ise kalpleri titreten bir gençti. O, sadece güzel konuşan biri değil; Kur'an'ın nuruyla aydınlanmış, kelamı hikmet olan bir Hatib-i Beliğ idi.
Ancak o dönemdeki yeni rejim için İbrahim Ethem'in varlığı bir tehditti. Çünkü onun sesi, halkın vicdanına dokunuyordu. Onun duruşu, zalimin otoritesini sarsıyordu. Rejim, bu 22 yaşındaki genci susturmak için tüm hukuk dışı yollara başvurdu. Defalarca mahkemeye çıkarıldı, defalarca suçlamalar yöneltildi ama her seferinde beraat etti. Çünkü ortada somut bir suç yoktu; sadece rejimin korkusu ve bir gencin hakikate olan sadakati vardı. Suç isnat edemeyen zihniyet, sonunda en kolay yolu seçti: İstiklal Mahkemeleri'nin keyfiyetiyle onu suçsuz yere infaz ettirdi.
Bu yazı, İbrahim Ethem Bey'in hayatını, maruz kaldığı hukuksuzluğu ve bu olayı İslami ve evrensel hukuk ilkeleri çerçevesinde incelemektedir.
1. TARİHSEL GERÇEKLER: BERAT EDEN MASUM, İNFAZ EDİLEN ŞEHİD
A. Genç Bir Dehanın Yükselişi
İbrahim Ethem, daha çocuk yaşta hafız olmuş, medrese eğitimini başarıyla tamamlamıştır. Fiziki özellikleri (ince, uzun boylu ve yakışıklı olması) ile dikkat çekerken, asıl güzelliği dilinden dökülen incilerde saklıydı. Camilerde, meydanlarda yaptığı konuşmalarla halkı irşad ediyor, iman ve ahlak dersi veriyordu. Onun hitabeti, insanları uyandırıyor, gaflet uykusundan kaldırıyor ve hakikate davet ediyordu.
B. Rejimin Korkusu ve Sürekli Takip
Yeni kurulan rejim, halk üzerindeki hegemonyasını sağlamlaştırırken, İbrahim Ethem gibi bağımsız düşünen, halk nezdinde saygı gören figürleri "tehlike" olarak görüyordu. Onun suçu neydi?
Halka doğruyu söylemesi mi?
Adaleti haykırması mı?
Yoksa rejimin dayattığı yalanlara karşı sessiz kalmaması mı?
Rejim, onu defalarca mahkemelere sürükledi. Her seferinde farklı iftiralar uyduruldu; casusluk, irtica, isyan... Ancak her duruşmada delil yetersizliğinden beraat etti. Hakimlerin bile vicdanı rahatsız oluyor, ortada hiçbir suç unsuru bulunamadığı için onu serbest bırakmak zorunda kalıyorlardı.
C. İstiklal Mahkemeleri: Hukukun Askıya Alındığı Yer
Normal mahkemelerde beraat eden İbrahim Ethem, nihayetinde İstiklal Mahkemeleri'ne sevkedildi. Bu mahkemeler, olağan hukuk kurallarının, savunma hakkının ve delil arama şartının askıya alındığı, siyasi kararların infaz edildiği özel mahkemelerdi. Burada amaç "adaleti sağlamak" değil, "rahatsız eden unsuru ortadan kaldırmaktı." Savunma yapmasına izin verilmedi, deliller dinlenmedi. 22 yaşındaki bu masum genç, suçsuz yere, sırf rejimin korkusu ve intikam hırsı yüzünden idam edilerek şehit edildi.
2. KUR'AN VE VAHİY IŞIĞINDA ZULMÜN TAHLİLİ
Allah (c.c.), Kur'an-ı Kerim'de zulmü ve masuma yapılan haksızlığı en ağır dille yasaklamış, zalimleri ise şiddetle uyarmıştır.
Masumun Kanı: "Kim bir insanı, bir başka insanı öldürmüş veya yeryüzünde bir fesat çıkarmış olmaksızın öldürürse, sanki bütün insanları öldürmüş gibi olur." (Maide Suresi, 32. Ayet). İbrahim Ethem Bey'in durumu tam olarak budur. Ortada ne bir cinayet ne de bir fesat vardır. Sadece hakikati konuşan bir genç vardır. Onu öldürenler, sanki tüm insanlığı öldürmüş günahını yüklenmişlerdir.
İftira ve Suçlama: "Ey iman edenler! Eğer size bir fasık (günahkar/yalançı) bir haber getirirse, onu iyice araştırın. Yoksa bilmeden bir topluluğa kötülük edersiniz de sonra yaptığınıza pişman olursunuz." (Hucurat Suresi, 6. Ayet). İbrahim Ethem hakkında uydurulan suçlamalar, "fasık" yöneticilerin uydurduğu asılsız haberlerdi. Araştırılmadan, soruşturulmadan, sadece siyasi bir kararla infaz edilmesi, bu ayetin çiğnenmesidir.
Adalet Emri: "Ey iman edenler! Allah için hakkı ayakta tutan, adaletle şahitlik eden kimseler olun. Bir topluluğa olan kininiz, sizi adaletsizliğe sevk etmesin." (Maide Suresi, 8. Ayet). Rejimin İbrahim Ethem'e olan "kini" ve korkusu, onları adaletsizliğe sürüklemiştir. Mahkemelerde beraat etmesine rağmen idam edilmesi, adaletin tamamen terkedildiğinin kanıtıdır.
3. SÜNNET VE HADİS PERSPEKTİFİNDEN ŞEHADET VE ZULM
Peygamber Efendimiz (s.a.v.), masumların kanının dökülmesi konusunda ümmetini defalarca uyarmış, zalim yöneticilere karşı sabrı ve hakkı söylemeyi emretmiştir.
Masumun Dua Hakkı: Peygamberimiz (s.a.v.) buyurmuştur ki: "Zalimin zulmünden korkun! Çünkü mazlumun bedduası ile Allah arasında perde yoktur." (Buhari, Mezâlim, 9). İbrahim Ethem Bey, celladın baldırına basıldığı o son anda, belki de Rabbine şöyle dua etmiştir: "Ya Rabbi! Ben senin yolunda, hakikati söylediğim için öldürülüyorum. Benim kanımı dökenlerden hesabını sor!" Şüphesiz o dua, semavat kapılarını titretmiştir.
Şehitlik Mertebesi: "Allah yolunda öldürülenlere 'ölüler' demeyin. Bilakis onlar diridirler, fakat siz farkında olmazsınız." (Bakara Suresi, 154. Ayet ve ilgili hadisler). İbrahim Ethem, hukuken "idam edilmiş" olsa da, hakikat mahkemesinde "Şehid" ilan edilmiştir. Onun kanı, o zalim rejimin üzerine lanet, kendisine ise cennet kapılarını açan bir anahtar olmuştur.
Hukukun Çiğnenmesi: İslam hukukunda bir kişinin cezalandırılması için suçun şüphesiz şekilde ispat edilmesi şarttır. "Had cezalarını şüphelerle önleyiniz." hadisi şerifi gereği, ortada en ufak bir şüphe varken (ki burada şüphe değil, tam bir masumiyet vardır) ceza uygulanamaz. İstiklal Mahkemeleri'nin uygulaması, İslam ceza hukukunun temel prensiplerine tamamen aykırıdır.
4. HUKUK VE DAVA AÇISINDAN BİR DEĞERLENDİRME
A. Usul Hukukunun İhlali
Modern hukukta da, İslam hukukunda da "susmasi in dubio pro reo" (şüphe durumunda sanık lehine) ilkesi esastır. İbrahim Ethem Bey'in sürekli beraat etmesi, ortada hiçbir delil olmadığını gösterir. Bir kişinin, normal mahkemelerin "suçsuz" dediği bir konuda, siyasi bir mahkeme tarafından idam edilmesi, hukukun katledilmesi demektir. Bu, bir yargılama değil, bir infaz operasyonudur.
B. Rejimin Psikolojisi: Neden Korktular?
Neden 22 yaşındaki bir genci bu kadar tehlikeli buldular?
Sözün Gücü: İbrahim Ethem'in hitabeti, kalabalıkları peşinden sürüklüyordu. Rejimler, kitleleri etkileyen liderlerden korkar.
Temiz Duruş: Yakışıklılığı, vakarı ve masumiyeti, halkın gözünde onu bir "ideal insan" modeli haline getirmişti. Rejimin yozlaşmış yüzü, onun temiz aynasında görülüyordu. Ayna kırılmalıydı.
Değişim Korkusu: Gençlerin uyanışı, rejimin sonu demekti. İbrahim Ethem, bu uyanışın sembolüydü.
C. Davanın Bugüne Yansıması
Bugün İbrahim Ethem Bey'in davası hala açıktır. Tarih mahkemesinde o çoktan beraat etmiş,Celladları ve onları emredenler ise lanetlenmiştir. Bizim görevimiz, bu hikayeyi unutturmamak, "adalet" adına yapılan hukuksuzlukları ifşa etmek ve yeni nesillere "hakikat uğruna ölmek, batıl uğruna yaşamaktan hayırlıdır" dersini vermektir.
SONUÇ: ŞEHİD İBRAHİM ETHEM'E VEDA VE ÇAĞRI
Ey 22 yaşında şehit düşen yiğit! Ey hafızı, ey hatibi, ey güzeller güzeli İbrahim Ethem!
Seni idam sehpasına götürenler, seni yok ettiklerini sandılar. Oysa seni ölümsüzleştirdiler. Senin boyun kısa kesildi ama sesin yücelerden yüceye yükseldi. Senin kanın yere döküldü ama o damlalar, gelecek nesillerin vicdanında birer meşale oldu.
Rejimin korkuları seni asmaya yetti ama senin ruhunu eğemedi. Mahkemelerde susmadın, hakkı söyledin. Ve en sonunda, dünya mahkemesinde "suçlu" damgası vursalar da, ahiret mahkemesinde "Şehid" rozeti takıldın.
Bugün bizlere düşen görev;
İstiklal Mahkemeleri gibi hukuku araçsallaştıran tüm yapıları teşhir etmek,
Masumların kanının asla yerde kalmayacağına inanmak,
Ve İbrahim Ethem gibi gençlerin fedakarlığını boşa çıkarmamak için adalet mücadelesini sürdürmektir.
Unutmayalım ki; Zalimin ömrü varsa, mazlumun ahiri vardır. İbrahim Ethem Bey'in ruhu şad, mekanı cennet olsun. Onun davası, kıyamete kadar adalet arayanların davasıdır.
"Ve sakın Allah'ın zalimlerin yaptıklarından habersiz olduğunu sanma. Allah, onların cezasını yalnızca gözlerin dehşetle bakacağı bir güne erteler." (İbrahim Suresi, 42. Ayet)
Kadir YAVUZ Adalet ve Hakikat Mücadelesi


