Okasyonalizm (Vesilecilik) Eleştirileri ve Cevapları
- MUSTAFA ALİ UÇAR

- 4 Eyl 2025
- 3 dakikada okunur

Giriş
Felsefe tarihinde “nedensellik” problemi hem metafizik hem de teolojik tartışmaların merkezinde yer almıştır. Olayların birbirini zorunlu olarak doğurup doğurmadığı, tabiatın kendi başına işleyiş gücüne sahip olup olmadığı, insan özgürlüğü ve ilahî kudretin sınırları gibi meseleler bu tartışmanın temelini oluşturur. Bu bağlamda okasyonalizm (vesilecilik), gerek İslâm kelâm geleneğinde gerek Batı felsefesinde önemli bir teori olarak ortaya çıkmıştır. Bu görüşe göre, evrendeki tüm nedensel ilişkilerde hakiki ve zorunlu fail yalnızca Tanrı’dır; görünen sebepler ise sadece “vesile”dir.
Okasyonalizmin Tanımı
Okasyonalizm, nedensellik bağını ortadan kaldırarak bütün etki ve sonuçların kaynağını Tanrı’ya bağlayan bir öğreti olarak tanımlanır. Örneğin ateşin pamuğu yakması doğrudan ateşin gücüyle değil, Tanrı’nın o anda yaratmasıyla olur. Dolayısıyla sebep-sonuç ilişkisi, gerçek bir zorunluluk değil, Tanrı’nın alışkanlık (âdet) kıldığı sürekli yaratmadır. Bu anlayış, hem İslam düşüncesinde hem de modern felsefede farklı biçimlerde savunulmuştur.
İslam Düşüncesinde Okasyonalizm
İslam kelâmında özellikle Eş‘arîler tarafından sistemleştirilmiştir.
Gazâlî, sebep-sonuç arasında zorunlu bir bağ bulunmadığını ileri sürer. Ona göre ateş ile yanma, yemek ile doyma arasında özsel bir zorunluluk yoktur; bunların bir arada bulunması Allah’ın âdeti iledir. Bu bağlamda tabiatın kendi başına bir nedensellik gücü yoktur.
Gazâlî’nin bu yaklaşımı, Allah’ın mutlak kudretini koruma amacını taşır. Ayrıca “kesb (kazanma)” teorisiyle insan özgürlüğü de kısmen muhafaza edilir: İnsan fiili seçer, Allah ise yaratır. Böylece sorumluluk insanda, yaratma kudreti ise Allah’ta kalır.
Batı Felsefesinde Okasyonalizm
Batı’da okasyonalizmin en önemli temsilcisi Nicolas Malebranche’tır. Descartes’ın zihin-beden ikiliği sorununu çözmek için geliştirdiği yaklaşımda, ruh ve beden hiçbir şekilde doğrudan etkileşime giremez; bütün etkileşim Tanrı aracılığıyla gerçekleşir. Malebranche’a göre doğa yasaları bile Tanrı’nın iradesinin tekrarlanan fiillerinden ibarettir. Dolayısıyla nedensellik yalnızca Tanrı’ya atfedilir.
Okasyonalizmin Mantıksal Delilleri
1. Mümkün Varlık – Vacip Varlık Ayrımı (İmkân Delili)
Premis 1: Mümkün varlıklar (yani yaratılmışlar) zatları gereği ne var olmayı ne de fiil üretmeyi zorunlu kılar.
Premis 2: Her mümkün varlığın varlığı ve fiili, Vacip varlığa (Allah’a) muhtaçtır.
Sonuç: O hâlde mümkün varlıklar hakiki fail olamaz; onların fiilleri de Allah tarafından yaratılır. Sebepler yalnızca vesiledir.
2. Hudûs ve Anlık Yaratma Delili (Kelâmcıların Delili)
Premis 1: Âlemdeki her şey hadis (sonradan var olmuştur).
Premis 2: Hadis olan bir şeyin varlığı, süreklilik için de muhdis (yaratıcı) gerektirir.
Premis 3: Eğer bir şey kendi fiilini kendi yaratabilseydi, kendi varlığını da sürekli yaratabilmesi gerekirdi. Bu ise çelişkidir (çünkü mümkin varlık kendi varlığının nedeni olamaz).
Sonuç: Dolayısıyla varlıkların fiilleri de Allah tarafından yaratılır; sebeplerin tesiri yoktur.
3. Zorunlu Bağlantı Eksikliği (Nedensellik Analizi)
Premis 1: Sebep ile sonuç arasındaki zorunlu ilişki duyularla gözlenemez; biz sadece ardışıklık (bitişiklik) gözlemleriz.
Premis 2: Eğer zorunlu bağ gözlenemiyor ve aklen de ispatlanamıyorsa, sebebin sonucu hakiki olarak doğurduğu söylenemez.
Sonuç: Sebep-sonuç ilişkisi hakiki değil, Allah’ın yaratmasıyla kurulan sürekli bir düzen (âdetullah)tır.
4. Teselsül İmkânsızlığı Delili
Premis 1: Eğer sebepler gerçek fail olsaydı, her fiilin başka bir sebebe dayanması gerekirdi.
Premis 2: Bu ise sonsuz gerilemeye (teselsüle) yol açar.
Premis 3: Teselsül imkânsızdır (çünkü sonsuz bir zincir, fiili başlatamaz).
Sonuç: O hâlde zincirin bir yerinde “ilk fail” olmalıdır; o da yalnız Allah’tır.
5. Failin Birliği Delili (Tevhid Mantığı)
Premis 1: Eğer yaratılmış varlıklar hakiki fail olsaydı, kâinatta çok sayıda bağımsız fail olurdu.
Premis 2: Birden çok bağımsız fail, fiillerde çatışma ve düzensizlik doğururdu.
Premis 3: Âlemde düzen ve uyum vardır.
Sonuç: Demek ki hakiki fail tektir; o da Allah’tır.
6. Sorumluluk ve Kudret Tutarlılığı Delili
Premis 1: İnsan irade eder, ama fiilin yaratılması Allah’a aittir (kesb teorisi).
Premis 2: Eğer fiili doğrudan insan yaratıyor olsaydı, Allah’ın “mutlak kudret” sıfatı sınırlanmış olurdu.
Sonuç: İnsanın rolü sadece tercih ve irade, fiilin hakiki yaratıcısı Allah’tır → bu da okasyonalizmi doğrular.
Okasyonalizme Yöneltilen Eleştiriler
Özgür İrade Sorunu: Her şeyi Tanrı yaratıyorsa insanın özgürlüğü nasıl korunur?
Kötülük Problemi: Tanrı tek fail ise, kötülüklerin sorumlusu da Tanrı olmaz mı?
Leibniz’in Eleştirisi: Tanrı’nın sürekli müdahale etmesi, “kötü bir saatçi”nin saatini sürekli düzeltmesine benzer. Oysa en baştan kusursuz bir düzen kurması gerekirdi.
Hume’un Eleştirileri: Tanrı neden gücünü varlıklara devretmemiştir? Ayrıca sürekli ilahî müdahale fikrini hangi aklî temele dayandırabiliriz?
Okasyonalizmin Cevapları
Kesb Teorisi: İslam düşüncesinde özgür irade sorunu, insanın fiili seçmesi, Allah’ın ise yaratması şeklinde çözülür. Böylece sorumluluk korunur.
Kötülüğün Yorumu: Kötülük mutlak bir varlık değil, iyiliğin eksikliğidir. Ayrıca dünyadaki acılar bir imtihan ve hikmet boyutuyla açıklanır.
Sürekli Yaratma: Leibniz’in itirazına karşı, tabiatın kendi başına işleyiş gücü olmadığı, her an Allah’ın yaratmasına muhtaç olduğu vurgulanır. Sürekli yaratma, Tanrı’nın kudretini gösterir.
Tevhid İlkesi: Hume’un eleştirisine karşı, gerçek nedenliği başka varlıklara vermek şirk olarak görülür. Bu nedenle tüm nedensellik yalnızca Allah’a atfedilir. Akıl delilleri ve vahiy bu anlayışı destekler.
Sonuç
Okasyonalizm, nedenselliği Tanrı’nın mutlak kudretiyle açıklayan güçlü bir öğretidir. Hem İslam dünyasında hem de Batı felsefesinde, tabiatın bağımsız gücünü reddederek ilahî iradeyi merkeze almıştır. Ancak insan özgürlüğü, kötülük problemi ve doğa yasalarının işleyişi konularında ciddi eleştiriler almıştır. Buna rağmen, hem Gazâlî’nin hem Malebranche’ın cevapları bu görüşü teolojik açıdan savunulabilir kılmaya devam etmiştir. Bugün okasyonalizm, nedensellik ve ilahî kudret tartışmalarında hâlen dikkate değer bir felsefi duruş olarak önemini korumaktadır.
Mutlaka izleyin
Mutlaka okuyun



Yorumlar