Yıldızlar Şeytanlara Mı Atılıyor? En Yakın Gökteki Yıldızlar Mülk 5 ve Saffat 6 Bilime Zıt Mı?
- MUSTAFA ALİ UÇAR

- 27 Ara 2025
- 4 dakikada okunur

Gerçek şu ki biz yakın göğü kandillerle süsledik. Ayrıca bunlarla şeytanların taşlanmasını sağladık ve onlara alevli ateş azabını hazırladık. Mülk 5 AYETİ
Yıldızlarla donatılmış gibi bir görüntü verdiği için gökyüzünün kandillerle süslenmesinden söz edilmiş, yıldızlar geceleyin kandil gibi ışık saçtıklarından onlara mecaz olarak “kandiller” (mesâbîh, tekili: misbâh) denilmiştir (Taberî, XXIX, 3). Yıldızlarla şeytanların taşlanmasından maksat ise göklerdeki meleklerin konuşmalarını dinleyip onlardan bilgi sızdırmak için kulak hırsızlığı yapmak isteyen şeytanların bu yıldızlardan çıkan parlak ışıklarla, bir tür ateş toplarıyla engellenmesidir. Bu ve benzeri âyetlerle ilgili olarak klasik tefsirlerde ayrıntılı yorumlar bulunmakla birlikte müteşâbihattan olan bu tür âyetlerin anlamları hakkında zamana, şartlara, bilimsel verilere göre farklı görüşler ileri sürmek mümkündür. Ayrıca gayb konularına giren âyetlerin yorumunda iddialı olmamak gerekir. Çünkü gayb âleminin mahiyetini Allah’tan başka kimse bilemez; biz gayb bilgilerine sadece inanırız (gökyüzünün yıldızlarla süslenmesi ve bunlarla şeytanların taşlanması konusunda bilgi için bk. Hicr 15/16-18; Sâffât 37/6-10).
Lâmbaya da, مِصْباَح denir. Ayrıca مِصْباَح , lâmbanın konulduğu yer anlamına da gelir. مَصاَبِيح kelimesi de yıldızlara ad olmuştur. Bu anlamda Allah buyurur ki: وَلَقَدْ زَيَّنَّا السَّمَاءَ الدُّنْيَا بِمَصَابِيحَ : Biz yere en yakın göğü lambalarla donattık (67/Mülk 5).
KLASİK TEFSİRLERDE NASIL ANLAŞILMIŞ
Zemahşerî (Keşşâf)
ولقد زينا السماء الدنيا بمصابيح } أي بالكواكب المضيئة كالمصابيح في المساجد { وجعلناها رجوما للشياطين } أي وجعلناها مرامي يرجمون بها إذا استرقوا السمع، وليس المعنى أن نفس الكواكب ترجم لأن الكواكب ثابتة لا تزول، ولكن يرجم بشهب تنفصل منها.
ولقد زينا السماء الدنيا بمصابيح أي بالكواكب المضيئة كالمصابيح في المساجد وجعلناها رجوما للشياطين أي وجعلناها مرامي يرجمون بها إذا استرقوا السمع وليس المعنى أن نفس الكواكب ترجم لأن الكواكب ثابتة لا تزول ولكن يرجم بشهب تنفصل منها.
Zemahşerî’ye göre “مصابيح (kandiller)” gökteki yıldızlardır; bunların “رُجُومًا (taşlama araçları)” yapılması, yıldızların kendisinin değil onlardan kopan “şihab (ışıklı kıvılcım)” parçalarının şeytanları taşlamasıyla ilgilidir. Yıldızların sabit oluşu sebebiyle, gökten ayrılan şihabların “istirâkü’s-sem‘” (kulak hırsızlığı) yapan cinleri uzaklaştırdığı belirtilmiştir (Zemahşerî, Keşşâf, 4:580).
Fahreddin er-Râzî (Mefâtîhu’l-Gayb)
{ وجعلناها رجوما للشياطين } فيه وجهان: أحدهما أن الضمير في «جعلناها» راجع إلى المصابيح أي جعلنا المصابيح رجوماً أي سبباً للرجم لأن الشهب تنقدح منها، والثاني أن الضمير عائد إلى السماء، أي جعلنا السماء ذات رجوم للشياطين.
:وجعلناها رجوما للشياطين فيه وجهان أحدهما أن الضمير في جعلناها راجع إلى المصابيح أي جعلنا المصابيح رجوما أي سببا للرجم لأن الشهب تنقدح منها والثاني أن الضمير عائد إلى السماء أي جعلنا السماء ذات رجوم للشياطين.
Râzî, “جعلناها رجوما للشياطين” ifadesindeki zamirin “مصابيح”a mı yoksa “السماء”ye mi döndüğü konusunda iki ihtimal zikreder:
Zamir “مصابيح”a râcidir: Kandiller (yıldızlar) şihabların kaynağı olup rücûm (atış sebebi) sayılır.
Zamir “السماء”ye râcidir: Göğün kendisi, şehâbları barındıran ve şeytanları taşlayan bir mekândır.Bu iki ihtimalin ardından Râzî, filozofların “şihablar önceden de vardı” itirazını da nakleder ve nüzûl sonrasında onların “şeytan kovucu” hikmetle ilişkilendirildiğini belirtir (Râzî, Mefâtîhu’l-Gayb, 24:321).
3. Nesefî (Medârik)
{ ولقد زينا السماء الدنيا بمصابيح } أي بكواكب تضيء في السماء كما تضيء المصابيح في الأرض { وجعلناها رجوماً للشياطين } أي شهباً يرجمون بها إذا استمعوا الوحي.
ولقد زينا السماء الدنيا بمصابيح أي بكواكب تضيء في السماء كما تضيء المصابيح في الأرض وجعلناها رجوما للشياطين أي شهبا يرجمون بها إذا استمعوا الوحي.
Nesefî, “مصابيح”i yıldızlarla açıklar; “رُجُومًا لِلشَّيَاطِينِ”in ise “vahy dinlemeye çalışan” şeytanlara atılan “şihablar” olduğunu belirtir. Gök yıldızlarla süslenmiş, bu yıldızlardan ayrılan ışık kıvılcımları şeytanları taşlamaktadır (Nesefî, Medârik, 5:552).
Ebu Hayyan (el-Bahrü’l-Muhît)
{ ولقد زينا السماء الدنيا بمصابيح } أي كواكب مضيئة { وجعلناها رجوماً للشياطين } أي شهباً ترجم بها إذا استمعوا إلى الملأ الأعلى، وليس المعنى أن النجوم نفسها ترجم فإنها باقية لا تزول.
ولقد زينا السماء الدنيا بمصابيح أي كواكب مضيئة وجعلناها رجوما للشياطين أي شهابا ترجم بها إذا استمعوا إلى الملإ الأعلى وليس المعنى أن النجوم نفسها ترجم فإنها باقية لا تزول.
Ebu Hayyan da Zemahşerî’ye benzer biçimde yıldızların sabit olduğunu, şeytanların ise onlardan kopan şihablarla vurulduğunu söyler. Âyetin maksadı göğün süsü ve şeytanlardan korunma hikmetini beyan etmektir (Ebu Hayyan, el-Bahrü’l-Muhît, 8:302).
Tüm dirâyet müfessirleri — Zemahşerî, Râzî, Nesefî, Ebüssuûd, Beyzâvî, Ebu Hayyan, İbn Atiyye — “مصابيح” lafzını yıldızlar, “رُجُومًا لِلشَّيَاطِينِ” kısmını ise şeytanlara atılan şihablar (meteor alevleri) olarak yorumlarlar. Hepsi, yıldızların sabit kalıp onlardan ayrılan alevlerin taşlama işlevi gördüğünde birleşir.Bu âyetin hikmeti olarak iki yön zikredilir:
Zînet (süs): Göğün estetik düzeni ve kudret delili.
Hıfz (koruma): Şeytanların sema haberlerine ulaşmasını engellemek.
Dolayısıyla Mülk 5. âyet, hem kozmik düzenin hikmetli yaratılışını hem de gaybın korunma sistemini bildiren bir ayet olarak tefsir edilmiştir.
“En yakın gök (السماء الدنيا)”,
Yedi semâdan birincisi,
Yeryüzüne en yakın tabaka,
Yıldızların yer aldığı ve gözle görülebilen semâdır.
Mesâbîh (مَصَابِيح) Arapça bir kelimedir ve “misbâh” (مِصْبَاح) kelimesinin çoğuludur.
Lügatte misbâh, “ışık veren şey, lamba, kandil” demektir. Dolayısıyla mesâbîh, “kandiller, lambalar, ışık kaynakları” anlamına gelir. yıldızlar geceleyin kandil gibi ışık saçtıklarından onlara mecaz olarak “kandiller” (mesâbîh, tekili: misbâh) denilmiştir.
“Rücûm” kelime olarak Arapça رجم (r-c-m) kökünden gelir. Lügat mânâsı temel olarak taş atmak, taşlayarak kovmak, sertçe uzaklaştırmak demektir. Bu kökten türeyen “rücûm”, atılan taşlar yahut taşlama fiilleri anlamını taşır.
Kozmik ışınlar kütleli ve yüksek enerjili tanecikler içeren madde demetleridir.
Kozmik ışınlar genellikle yaklaşık %99 oranında atom çekirdeklerinden, %1 oranında serbest elektronlardan oluşur. Ayrıca çok az miktarda antimadde parçacıkları da -örneğin antiproton ve pozitron- içerirler. Kozmik ışınlardaki atom çekirdeklerinin büyük kısmı hafif elementlerdir. Ortalama olarak %90 oranında hidrojen çekirdekleri (proton), %9 oranında helyum çekirdekleri (alfa parçacığı) ve %1 oranında daha ağır atomların çekirdekleri bulunur.
Kozmik ışınlardaki bazı parçacıkların enerjisinin 3x1020eV'a kadar çıktığı görülmüştür ki bu enerji yaklaşık olarak saatte 90 kilometre hızla giden bir beyzbol topunun enerjisine eşittir ve Büyük Hadron Çarpıştırıcısı'nda (Large Hadron Collider, LHC) ulaşılabilen en yüksek enerjilerden bile milyonlarca kat daha büyüktür. Kozmik ışınlardaki tüm parçacıklar bu kadar yüksek enerjiye sahip olmasa da, kozmik ışınlar genel olarak maddeye hasar verme kapasitesine sahiptir
Mesâbîh kozmik ışınlar olabilir; bunların birçoğu yıldız patlamalarından kaynaklanmaktadır. Rücûm atma ise kozmik ışınlarla ilişkilendirilebilir; çünkü kozmik ışınlar zarar verici etkilere sahiptir. Şeytan metafiziksel bir varlıktır; bu ışınların, onun faaliyetlerine ve tasarrufuna zarar vermesi mümkün olabilir. Allahu alem


Yorumlar